Travesti , eşcinsel , lezbiyen ve kadınlar için özel olacak olan pembe koğuş uygulaması başlatılıyor

Adalet Bakanlığı, halen “pembe koğuşlarda” kalan travesti , lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüeller (LGBT) için ayrı cezaevi yapmak için düğmeye bastı. Adalet Bakanı bekir bozdağ, farklı cinsel eğilimleri olan hükümlü ve tutukluların barındırılması için müstakil bir cezaevi yapımı için çalışma başlatıldığını açıkladı. Dünya ülkelerinin hiçbirinde örneği bulunmayan uygulama LGBT bireylerin “sosyal yaşam ortamlarından koparılıyor” eleştirilerini de beraberinde getirdi.

Önce pembe koğuş
Daha önce cinsel yönelimi farklı tutuklu ve hükümlüler için cezaevlerinde özel bir düzenleme yoktu. Suç işleyip tutuklanan veya hüküm giyen travestiler, eşcinseller cezaevine gönderildiklerinde, cezaevi yönetimleri Adalet Bakanlığı’na danışarak cezaevinde hangi bölümü koyacaklarını “telefon diplomasisi” yoluyla soruyorlardı. Sıkıntılar üzerine harekete geçen Bakanlık cezaevleri tüzüğünde değişikliğe giderek farklı cinsel eğilimde olanlar için “pembe koğuşlar” oluşturulmasının önünü açtı. Tüzüğe, “Cinsel yönelimi farklı hükümlülerin, diğerlerinden ayrı oda veya koğuşlarda kalmaları sağlanmaları” ibaresi eklendi. Böylece Türkiye genelinde cinsel yönelimi farklı hükümlü ve tutuklular konusuna kalıcı çözüm getirildi.
Farklı cinsel eğilimleri olan hükümlü ve tutukluların sorunları bu kez bir soru önergesiyle gündeme geldi. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba,  Bakan Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “LGBT mahpuslarının, kendi güvenlikleri gerekçe gösterilerek diğer mahpuslarla bir araya getirilmediği bilinmektedir. Bakanlık bu sıkıntının çözümü için  bir çalışma yapacak mıdır? Yoksa LGBT bireylerinin cezaevlerindeki fiili tecrit durumlarının sürmesine göz mü yumacak” sorularını yöneltti.

‘Amaç güvenliği sağlamak’
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Ağbaba’nın soru önergesine verdiği yanıtta, uygulamanın esas amacının farklı cinsel eğilimleri olanları korumak ve güvenliklerini sağlamak olduğunu belirtti. Bakan Bozdağ, “Farklı cinsel eğilimleri olan hükümlü ve tutuklular ceza infaz kurumlarında ortak kullanım alanı ve sosyal faaliyetlere çıkarılırken diğer hükümlü ve tutuklular ile bir araya gelmeyecek şekilde planlama yapılmakta, farklı cinsel tercihleri olan hükümlü ve tutukluların barındırılması amacıyla müstakil bir ceza infaz kurumu yapımı için başlatılan proje çalışmaları devam etmektedir” dedi. LGBT bireyler için ayrı cezaevi uygulamasının dünyanın hiçbir yerinde örneği bulunmuyor.  

 

 

 

81 LGBT hükümlü ve tutuklu bulunuyor
Edinilen bilgilere göre, 2013 sonu itibarıyla cezaevlerinde farklı cinsel eğilimi bulunan 81 hükümlü ve tutuklu bulunuyor. Bunların suç çeşitleri ise, “22’si adam öldürme, 30’u yağma, 14’ü hırsızlık, 6’sı uyuşturucu, 3’ün cinsel saldırı, 2’si konut dokunulmazlığını ihlal, 2’si başkasına ait kredi kartını izinsiz kullanma, 1’i kamu malına zarar verme, ve 1’i ise yaralama” şeklinde
sıralanıyor. 

‘Ayrım İnsan haklarına aykırı’
Adalet Bakanlığı’nın LGBT birey için yapım aşamasında olduğu açıklanan ‘özel cezaevi’ geçtiğimiz aylarda da gündeme gelen ‘ayrımcılık’ tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. LGBTİ bireylerin haklarına ilişkin çalışmalar yürüten dernek temsilcileri hazırlanan projeye tepkili.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren: “Mevcut durumda zaten koğuşlar ayrı. Buna gerekçe ise ‘güvenlik’. Yapılması planlanan durum ise cezaevi olarak tamamen ayırmak ve bunun da tek gerekçesi yine ‘güvenlik’. Bu hükümlü ya da tutukluların ayrılması yanlışın daha da büyütülmesi demektir. Tutuklu ve hükümlüleri bir yere toplamak onları tüm sosyal hayatlarından koparmak demektir. Yapılması planlanan bu uygulama hem LGBTİ bireyleri, hem de onları ziyarete gelen yakınlarını damgalamak olacaktı. Bu uygulama bizim açımızdan kabul edilebilir değildir.”
Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD) avukatı Fırat Söyle: “Cezaevlerini ‘eşcinsellere özel’ şeklinde ayırmak ‘HıristiyanlarI, Müslümanları ayırdık’ der gibi son derece ayrımcı bir tutumdur. Eğer böyle bir uygulamaya gidilirse bu evrensel insan hakları düşüncülerine tamamen ters düşecektir. O cezaevinden bu cezaevlerine girecek insanlar ailelerine çevrelerine açık mıdır, düşünülmeli. Kimliliğini açık yaşayan insanlar için çok sıkıntı olmaz ama ailesine, sosyal çevresine açık olmayan insanları bu uygulama deşifre eder. Ayrıca bu durum nasıl belirlenecek? Hükümlü ya da tutukluların cezaevine gönderilmeden önce cinsel yönelimlerinin ne olduğu mu sorulacak? Şu anda zaten LGBTİ bireyler cezaevinde kötü muamele ile karşı karşıyalar. Yapılması planlanan bu uygulamayla daha da kötü muameleye maruz kalabilirler. LGBTİ bireylere özel cezaevi yapılması sorunları çözmez.”
CİSST Proje Koordinatörü Sosyolog Mustafa Eren: Ayrı bir hapishane tamamen bir damgalama ve ayrıcılık olur. LGBT bireylerini sosyal yaşam ortamından koparmak anlamına geliyor.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Cezaevinde bir travesti hemde ölüm orucunda

Trans mahkum Avşa uğradığı hak ihlalleri ve cinsel travesti go saldırılar nedeniyle 60 gündür açlık grevinde

Bafra T Tipi Cezaevi’nde kalan trans mahkum Avşa, uğradığı hak ihlalleri ve cinsel saldırılar nedeniyle 60 gün önce açlık grevine girdi. Bafra Hastanesi’nin “hayati tehlikesi bulunmaktadır” raporu verdiği Avsa yaşadıklarını Kaos GLDerneği’ne yazdığı bir mektupla anlattı.

Yüksek makamlara sesini duyurabilmek için açlık grevinde olduğunu belirten Avşa mektubunda “60 gündür açım ve ölmek istemiyorum. Çünkü ben daha yeşeremeden cezaevine girdim” dedi.

Yıldız Tar’ın kaosgl.org’da yayımlanan yazısı ve Avşa’nın mektubu şöyle:

Bafra T Tipi Cezaevi’nde uğradıkları hak ihlallerinden dolayı açlık grevine başlayan translardan biri olan Avşa, Kaos GL Derneği’ne bir mektup yazarak yaşadıklarını anlattı.

Sistematik biçimde cinsel taciz ve şiddete maruz kaldığını, bu sebepten 60 gündür açlık grevinde olduğunu belirten Avşa, Bafra’dan alınıp Kocaeli Cezaevi’ne gönderildi.

Avşa, 2009 yılında Giresun İnfaz Kurumu’nda kalırken infaz koruma memurunun cinsel istismarına maruz kalır. Yaşadıklarını delilleri ile birlikte yargıya taşır ve saldırıda bulunan memur Giresun Ağır Ceza Mahkemesi’nce hapis cezasına çarptırılır. Avşa ise can güvenliği neden gösterilerek Tokat İnfaz Kurumu’na nakledilir.

Tacizci memur peşini bırakmıyor

Tokat İnfaz Kurumu’nda ise istismar eden memur Avşa’nın peşini bırakmaz. Önce kendisi ziyarete gelir, ardından ise iş arkadaşı başka bir memur Tokat’ta çalışmaya başlar. Avşa’nın yaşadıklarını Tokat İnfaz Kurumu’ndaki herkes öğrenir. Baskılar sonucu Avşa önce Niğde, devamında Gümüşhane ve Bafra’ya sürülür.

Cinsel saldırı, meydan dayağı, sürgün!

Bafra’da da bu sefer başka memurların cinsel taciz ve şiddetine maruz kalır Avşa. 22 ay kaldığı Bafra’da; taciz ve tehditleri idareye anlatırken bir memur herkesin önünde saçlarından tutarak “meydan dayağı” atar. Şiddet uygulayan memur aynı zamanda daha önceden Avşa’ya cinsel tacizde bulunmuştur. Avşa Bafra’da yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

'Şikayetinden vazgeç, iyi olmaz!'

“Yüzüm gözüm tanınmayacak hale geldikten sonra hastaneye gönderilmeyip kurum revirince basit bir raporla geçiştirilmek istendi. Ancak olay günü olan 23 Aralık 2013 tarihinden bir gün sonra fenalaşmam ile acilen Bafra Devlet Hastanesine kaldırılıp tedavim yapılarak detaylı rapor verildi. Ve kurumdaki bazı personel ve idareciler yanıma gelerek bana saldıran memurun psikolojik sorunları olduğunu, anti-depresan ilaçlar ile ayakta durduğunu, şikayetimden vazgeçmemi, aksi takdirde tarafım için iyi olmayacağını söylediler.”

'Travestiye taciz olmaz!'

Kamera kayıtları ve hastane raporlarına rağmen Avşa’nın şikayetleri “kovuşturmaya gerek yoktur” denilerek geçiştirilir. Ortada taciz yoktur, çünkü Avşa travestidir! Ve “Travesti oluşundan ötürü taciz hayatın olağan akışına aykırıdır, mümkün değildir!”

60 gündür açlık grevinde, hayati tehlikesi var

Bütün bu yaşadıklarından sonra Avşa açlık grevine girer. Mektubu yazdığı sırada açlık grevi 60. günündedir. 16 Şubat’ta Bafra’da yapılan muayenede sıvı kaybından dolayı hayati tehlike altında olduğu belirtilir. 2 ay içinde 20 kilo kaybeder:

“Korkulan odur ki, dosyamda ve elimde bulunan, daha önce Giresun İnfaz Kurumu’nda uğradığım cinsel saldırının failleri memurların hapis cezası alması ve tatsız olayların da kendilerinin de aynı şeyi yaşamaktan korktukları için tarafıma haksız ve tamamen asılsız beyanlarla dava açılmıştır. Ben de sesimin yüksek makamlarca duyulması amacı ile 60 gündür açlık grevinde bulunmaktayım. 16 Şubat’ta Bafra Hastanesi’nde yapılan tedavilerim esnasında vücudumdaki sıvı kaybından dolayı hayati riskim olduğu rapor edildi.

'Ölmek istemiyorum, yeşeremeden cezaevine girdim'

“Bozulan sağlığım ciddi anlamda hayatımı tehdit etmeye devam edip sağlığımın ciddiyetini koruduğunu bilmenizi isterim. 2-3 Nisan’da ailem de bizzat yüce Adalet Bakanlığımıza başvurup ziyarette bulunarak tüm mağduriyetlerimi sundular.

“84 kilodan 2 ay içinde 62 kiloya düştüm. Tüm mağduriyetimi resmi olarak yüksek mercilere dilekçelerim ile beyan etsem de bir neticeye ulaşamadım. Allah kimseyi açlık ile terbiye etmesin. 60 gündür açım ve ölmek istemiyorum. Çünkü ben daha yeşeremeden cezaevine girdim.”

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti şiddeti davasında sona gelindi şok karar

İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan travesti C.Ö. (37), yaklaşık iki yıl önce avukatı Eren Keskin aracılığıyla savcılığa başvurarak Taksim’de 2 polis tarafından dövüldüğünü öne sürdü.

İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan travesti C.Ö. (37), yaklaşık iki yıl önce avukatı Eren Keskin aracılığıyla savcılığa başvurarak Taksim’de 2 polis tarafından dövüldüğünü öne sürdü.

C.Ö., Taksim Metrosu çıkışında zorunlu deprem sigortası hakkında bilgi alırken yanına gelen Y.A. (26) ve O.Ö.(32) isimli iki sivil polisin kimlik kontrolü yaptığını, “Sen ne yapıyorsun burada i…e, t.p, seni buralarda göremeyelim” dediklerini, bunun üzerine herhangi bir suç işlemediğini söyleyince zorla deprem konteynırının içine sokup tekme tokat dövdüklerini iddia etti.

C.Ö. daha sonra kelepçe takılarak Taksim Polis Merkezi’ne götürüldüğünü belirterek polislerden şikayetçi oldu. İki polis hakkında açılan davada önce takipsizlik kararı verildi. Ancak C.Ö’nün avukatı Eren Keskin, karara itiraz etti. Bunun üzerine İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava yeniden görülmeye başlandı.

Hazırlanan iddianamede sanık polisler O.Ö. ve Y.A. hakkında ‘kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak kasten yaralama’ ve ‘hakaret’ suçlarından 1 yıl 8 aydan 6,5 yıla kadar hapsi istendi. Dava önümüzdeki günlerde başlayacak.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Eşcinsel evliliğe karşı şok istifa

Firefox’un mimarı, kar amacı gütmeyen travesti internet kuruluşu Mozilla’nın CEO’su Brendan Eich görevinden istifa etti. California’da eşcinsel evliliğe karşı harekete destek veren Javascript’in yaratıcısı ünlü yazılımcı Brendan Eich’in 24 Mart’ta göreve gelmesinin ardından şirket çalışanları Eich’in istfia etmesini istemişti. Hatta şirketten çok sayıda çalışan Eich’in göreve gelmesinin ardından istifa etmişti.

Eich, eşcinsel evilik karşıtı harekete desteğinin kişisel görüşü olduğunu ve Mozilla kuruluşunu bağlamadığını söylemişti. Ancak Pazartesi günü OkCupid adlı popüler çöpçatanlık sitesinin kullanıcılarına Mozilla’nın bir ürünü olan internet tarayıcı Firefox’u kullanmamalarını söylemesi son damla oldu.

Eich istifasından önce verdiği bir röportajda “Bir CEO için zorlayıcı bir durum olabilir. Ancak bizim topluluğumuzda herkesin farklı görüşleri var, ve bunlar birbirleri ile çelişebilir. Sonuç olarak Mozilla’nın kapısından girdiğimizde bu görüşleri geride bırakırız” demişti

Brendan Eich’in istifası Mozilla blog sayfasından yapılan bir açıklama ile bildirildi. Açıklamada Mozilla “Bu tartışma ile ilgili olarak daha hızlı bir şekilde insanlar ile iletişime geçmediğimiz için özür dileriz. Brendan Eich bu kararı Mozilla için ve bizim topluluğumuz için aldı.” denildi.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bursa’da transseksüel Öykü Özen kontenjana takıldı

Transseksüel travesti Öykü Özen, ilk olarak 2007 yılındaki genel seçimlerde bağımsız, 2011 yılında ise CHP’den milletvekili adayı oldu. 30 Mart’taki mahalli seçimler öncesi CHP’de meclis üyesi adaylarının belirlenmesi için temayül yoklamasına giren Özen, 40 yıllık siyasetçileri geride bıraktı. 50 aday arasında 646 partilinin oyunu alarak 10’uncu olan Öykü Özen’i partisi kontenjanlar sebebiyle 20. sırada seçime soktu. Bursa’da LGBTT’ler için kurduğu Gökkuşağı Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yürüten Özen, partisinin Osmangazi Belediyesi’ne 13 meclis üyesi çıkarması üzerine meclise giremedi.

Türkiye’de bazı şeylerin sancılı olduğunu, çözümü için o kadar çaba serf edilen Alevi meselesinin bile halen çözülemediğini, Türkiye’deki eşcinsellerin başarılı olmasının ise çok zor olduğunu kaydeden Öykü Özen, “Ben CHP’de ve toplumun her alanında, transseksüel bir kadın olarak biliniyorum ama tabii ben bel altı değil de omuz üstü siyasetin ön plana çıkması gerektiğine inanıyorum. Ben zoru seçtim, temayül yoklamasına girdim çünkü ben örgüte güveniyorum. Örgüt de benim dik duruşuma güveniyor. Temayül yoklamasında 646 oy aldım. Ben her şartta bana güvenerek oy veren bu 646 kişinin oyuna her fırsatta sahip çıkacağım. Burada aslında ben kaybetmedim. Bazen kaybetmek de bir kazanmaktır. Ben Cumhuriyet'in ilkelerine, Atatürk’ün kurduğu CHP’ye ve insan haklarına sahip çıkmak ve ötekileştirmelere karşı durmak için CHP’den aday oldum. CHP’nin temel ilkeleri arasında ayrımcılığın olmaması vardır. Eğen kontenjanlar olmasaydı ben 10. sıradaydım ve şu an halkın oyuyla meclis üyesi seçilmiştim. Kontenjanlar bir dayatmadır. Birkaç kişinin seçtiği insanların siyaset yapmasındansa halkın seçtiği insanların siyaset yapması çok daha önemlidir. Halka inmek gerekiyor. Ben halka inebilmişim. Onların yüreklerine girebilmişim. Yani dudaklarda olabilmek çok basittir. Kalbe girebilmek çok önemlidir. Ben burada kendimi kaybetmiş olarak görmüyor, CHP için bir kazanç olduğumu düşünüyorum. Doğru insanla doğru siyaset yapmak gerekir. Siyasetin başındakilerin bizleri görmesi, fark etmesi lazım. Söyledikleriyle yaptıkları birbirleriyle uyum içinde olmalı” dedi.

CHP’de siyasete devam edeceğini, önümüzdeki genel seçimlere bakacağını ifade eden Özen, "Örgütümüz içindeki çalışmalar neyse onları yapmaya devam edeceğim. CHP‘nin Osmangazi’de 10 puanlık bir yükselişi var. 13 meclis üyesi soktu. Ben 20. sıradaydım. Tabii arada kontenjanlar olduğu için ben meclise giremedim. Önüme bakacağım. İyi yerlerde olmak için çalışmak gerekiyor. CHP için Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğim. Benim yıllardır hedefim TBMM’ye girip insan hakları için, ötekileştirilen, ezilen Kürtler, Aleviler, Romanlar, eşcinseller, sokağa itilen ensest ilişki kurbanı kadınlar, tacize uğrayan insanların sesi olmak için mücadele etmek. TBMM’de bir vekil olarak ben bunu aşacağıma inanıyorum. Orada çok önemli katkılarda bulunabileceğime inanıyorum. Bu süreçte fikirlerimi CHP’ye anlatıp görüşmeler yapacağım. Onların da katkısıyla gelecek seçimlerde milletvekili adayı olmayı umuyorum. Bu hayal değil, gerçek. 21. yüzyıldayız. Artık bunlar konuşulmamalı. İnsanların kişiliği, düşünceleri ve başarıları ön planda olmalı. Bel altı siyaset bitmeli diye düşünüyorum” diye konuştu.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Elton John eşcinsel evliliğe imza atıyor

Elton John, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, 2005 yılında 'medeni ortaklık' yoluyla hayatını birleştirdiği David Furnish ile travesti mayıs ayında evleneceklerini duyurdu.

Elton John, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, 2005 yılında "medeni ortaklık" yoluyla hayatını birleştirdiği David Furnish ile mayıs ayında evleneceklerini duyurdu. 67 yaşındaki Elton John, evlat edildikleri iki çocukları ve yakın arkadaşlarının katılacağı küçük bir tören planladıklarını söyledi. Çiftin 2005 yılındaki "medeni ortaklık" töreninin ardından verdikleri kutlama resepsiyonuna 2 milyon dolar harcadıkları basına yansımıştı. İngiltere'de ve Galler'de geçen hafta sonundan bu yana çok sayıda eşcinsel çift evlendi.

İngiltere'deki tüm siyasi partilerin desteklediği "eşcinsel evliliğin resmi olarak kabul edilmesini" öngören yasa tasarısı, geçen yıl temmuz ayında Kraliçe 2. Elizabeth tarafından onaylanmıştı. Yasanın onaylanmasıyla ülkede eşcinsel çiftler artık resmi törenlerin yanı sıra onay almaları durumunda dini törenlerle de evlenebiliyor.

Ayrıca daha önce "medeni ortaklık" yoluyla hayatını birleştirmiş eşcinsel çiftler, bunu "evliliğe" çevirebiliyor. İngiltere'de "medeni ortaklık" adı altında eşcinsel çiftler 2005 yılından bu yana hayatını birleştirebiliyordu. Ancak eşcinsel çiftler kiliselerde ve dini kurumlarda evlenemiyor ve "evli" olarak adlandırılmıyordu.

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yere kapaklanmaya her an hazır birisi o

Oscar ödül töreninde düşüşüyle gündeme girmeye hak kazanan Jennifer Lawrence bir daha ki Oscar töreninde yine travesti düşecek mi? güzelliğiyle değil de düşüşleriyle hatırlayacağımız Lawrence' a tekrar düşmemek için dikkat etmesini öneriyoruz

Dünyaca ünlü güzel oyuncu aynı talihsizliği bir kez daha yaşadı. Oscar ödülü güzel oyuncuya şans getirmiyor. Yaşadığı talihsizliğin tekrarlanmaması ümit ediyoruz. Her yıl yapılan Oscar ödül töreninde kırmızı halıda düşen Jennifer Lawrence, geçen sene de düşmüştü. En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almaya giden Jennifer Lawrence kendini yerde buldu. Jennifer Lawrence bu senede Oscar töreninde düştü! 86. Oscar Ödül Törenin gerçekleşti ve ödüller sahiplerini buldu.

En iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülen Jennifer Lawrence ise geçen sene olduğu gibi eli ayağı birbirine dolaştı ve düştü. Heyecanlanan Jennifer Lawrence kırmızı halıda yine düştü! Oscar Ödülleri Töreninde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü almak için sahneye çıkarken düşen Jennifer Lawrence bu seneki Oscar Ödül Töreninde yine düştü.

Lawrence bu sene de kırmızı halıda düştü. American Hustle (Düzenbaz) filmiyle "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" adayı olan Lawrence kırmızı halıda halkı selamlarken düştü. Lawrence düşmemek için çok uğraştı önündeki kadına tutunmaya çalıştı ancak ankara travestileri yere kapaklanmaktan kendini alıkoyamadı

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ünlü sanatçıya tekrar hapis şoku

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, Deniz Seki'yi ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezasını travesti  onadı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, şarkıcı Deniz Seki'ye ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını oy çokluğuyla onadı. Daha önce 7 ay cezaevinde kalan Deniz Seki, yeniden cezaevine girecek.  İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, şarkıcı Seki'yi ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı tebliğnamede, Seki ile diğer sanıklar hakkında, "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasını istemişti. Yargıtay 10. Ceza Dairesi ise tebliğnamede belirtilen istemin aksine, şarkıcı Deniz Seki'ye ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını bozmuştu. Daire, Seki'nin suçunun, "uyuşturucu ticareti yapmak" değil, "uyuşturucu ticaretine yardım etme" fiilini oluşturduğuna hükmederek, cezasında indirim yapılmamasını bozma nedeni saymıştı. Dairenin oy çokluğuyla aldığı karara, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Başsavcılığın itirazını görüşerek, Seki hakkındaki son kararı verdi. Kurul, oy çokluğuyla aldığı kararında, Başsavcılığın itirazını kabul ederek, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, Deniz Seki'yi ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezasını onadı. Daha önce 7 ay cezaevinde kalan Deniz Seki, yeniden cezaevine girecek.


-Onanan kararın gerekçesi
Özel yetkili İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, Deniz Seki'yi ''uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı kararının gerekçesinde, sanık Deniz Seki'nin tape kayıtları içeriklerine göre, arkadaşları adına uyuşturucu maddelerden kokain maddesini daha çok sanık Sinan Yüksel'den istediği ve böylece ''başkalarına vermek'' şeklinde atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı belirtilmişti. Davanın soruşturma aşamasında 24 Şubat 2009 tarihinde tutuklanan Deniz Seki, 2 Ekim 2009 tarihindeki ilk duruşmada tahliye edilmişti.

DENİZ SEKİ'DEN İLK AÇIKLAMA GELDİ!

Bugün medyada hakkımda çıkan haberlerle ilgili olarak henüz elime ulaşan bir karar yok, Avukatlarım konuyla ilgili hukuki süreci takip ediyorlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının bana tebliğ edilmesi üzerine olağanüstü yasa yollarına başvuracağım gibi Özel yetkili mahkemelerle ilgili olarak yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde yeniden yargılanma talebiyle Anayasa Mahkemesine de başvuru hakkımı kullanacağım. Ben Allah katında da vicdanen de masumum ve bu masumiyetimi yasalar çerçevesinde de isbat edeceğim. Yargıya ve hak ettiğim adaletin bana teslim edileceğine olan inancımla tüm sevenlerimin benim için dua etmelerini diliyorum.

Saygılarımla

DENİZ SEKİ

Alıntıdır…

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Beni meclise alsınlar önüme gelene veririm

Yerel seçimler, adaylar, siyasetler, oylar, hesaplar, sandıklar… “İçimiz daraldı ayol” diyip bir tatlı huzur almaya, Pembe Hayat’a travesti gittik. Buse ve Gani’yle siyaseti konuştuk ama bildiğimiz siyaseti değil, “o biçim” olanını konuştuk.
 
Buse 2000’li yıllarda DEHAP içerisindeki mücadelesini anlattı, ilk kez bir partinin tüzüğüne cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eklenmesini hatırlattı:
 
“Kürtler olağanüstü hal uygulamalarının yaşandığı bir bölgenin insanlarıydı. Bizler de burada aslında her gün OHAL yaşıyorduk. Diğer insanlar yaşamıyordu ama biz translar yaşıyorduk. Gözaltılar, karakollarda işkenceler, evler basılıyordu, çetelerle uğraşıyorduk… Yani aslında aynı şeyi translar olarak Türkiye’nin başkenti Ankara’da yaşıyorduk biz de.”
 
Kürt bir trans olmanın LGBTİ’ler içerisinde nasıl ayrımcılığa uğramasına yol açtığını anlattı Buse. Pembe Hayat’ı kurduklarında kendisi hakkında “dağ kadrosu yetiştiren terörist” laflarının edildiğini hatırlattı.
 
Gani ise lafa siyasetten uzak durmak istediğini belirterek başladı. “Korkuyorum siyasetten. Anladığım politikayı siyasi partiler içinde çok barındıramaz. Öyle bir parti varsa gelsin, hepsine istanbul travestileri oral bedava.”
 
“Meclise alırlar mı beni? Herkese veririm ben orada. Hangi siyasi parti kabul eder ki bizi?” diyen Gani LGBTİ hareketinin özgürlükçü politikasını ve herkes için özgürlük düşünü oy hesaplarına boğulduğumuz bu günlerde bir kez daha vurguladı

Alıntıdır…
 
“Ülkücü LGBT kurulursa naparız, dedik. Bir kısmımız, ‘Onlar da LGBT’ dedi. Hayır şekerim, böyle bir dünya yok! Her kötü şeyi içime almak istemiyorum ben. LGBTİ hareket normatif olmayan ve normatifin kötülerini içinde barındırmayan bir hareket. Tam örgütlendik, -izmler devreye girdi. İşte Kemalistler çıktı. “Biz Atatürk resmi asacağız” dediler. Ya durun bir lütfen. Öldürülüyoruz biz burada. Atatürk resmi asılsa da öldürüleceğiz, asılmasa da.”
2000’li yıllarda Kürt hareketinin içerisinde, DEHAP’ta mücadele veren bir trans kadınsın Buse. O zamanlarda neler yaşadın? Bugüne kadar neler değişti?
Buse Kılıçkaya: Aslında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği o dönemlerde siyasi partilerin çok da önemsediği ve üzerine siyaset yaptığı bir alan değildi. Devlet politikaları ve siyasi partiler; konu LGBTİ olduğu zaman taban korkusundan veya alanlarda nasıl söyleyeceğini bilmediğinden örtüşüyordu. “Evet destekliyoruz” düzeyinde kalıyordu ilişki. Bugün hayvan hakları mücadelesine benzer bir konumdaydı. Ben de o dönemlerde DEHAP’ta çalışıyordum. Mesela Mamak ilçe açılmıyordu, gidiyordum Mamak ilçe binasını açıyordum. Hastane bölgesinde olduğu için Bölge’den gelen birçok insan Mamak ilçeye uğruyordu. Kapıyı çaldıklarında onlara kapıyı bir transseksüel açıyordu. Saatlerce konuşuyorduk ancak konu eşcinselliğe, translığa gelince tıkanıyordu sohbet. İyi bir farkındalık yaratmaya başladık. Ben birçok etkinlikte yer almaya başladım. O dönemlerde Kürt hareketi içerisinde translara karşı bir sempati vardı aslında.
 
Neden vardı sence bu sempati?
Buse: Baskı aynı, kimlik mücadelesi, varoluş mücadelesi aynı. Yaşanan işkenceler aynı aslında. Kürtler olağanüstü hal uygulamalarının yaşandığı bir bölgenin insanlarıydı. Bizler de burada aslında her gün OHAL yaşıyorduk. Diğer insanlar yaşamıyordu ama biz translar yaşıyorduk. Gözaltılar, karakollarda işkenceler, evler basılıyordu, çetelerle uğraşıyorduk… Yani aslında ankara travestileri aynı şeyi translar olarak Türkiye’nin başkenti Ankara’da yaşıyorduk biz de.
 
Devamında senin DEHAP içerisinde mücadelen devam etti…
Buse: Evet, tabi. 2003 yılında İç Anadolu Bölge Konferansı vardı ben de konuşmacı olarak ismimi yazdırdım. Arkadaşlar da “Buse bir konuşma yapsın” demişler. Ve orada tüzüğe cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği geçmesi için önerge sundum. DEHAP ilk kez tüzüğüne cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini alan ilk parti oldu. Siyasi parti içerisinde görünürlük öyle başladı.
 
Peki, son süreçte BDP, CHP, DSP, HDP ve TKP’den LGBTİ belediye meclis adayları var. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsun?
Buse: Onun öncesinde, LGBTİ meselesi bir toplumsal sorun. Benim siyasi partilerden ayrılma gerekçem de sivil toplum anlayışıyla ilerleme ihtiyacıydı. Devamında Pembe Hayat süreci başladı. Ben Kürt, Alevi, trans aynı zamanda engelliyim ve tüm bunlarla mücadele için en önemli alan sivil toplum. Derneği kurarken de Kürt olduğum için başka LGBTİ’ler tarafından ayrımcılığa maruz kaldım. Sadece Kürt bir trans olduğum için “Buse bu dernekte insanları örgütleyip dağ kadrosu yetiştirmeye çalışıyor” diyorlardı.
 
Adaylar meselesinde ise belki de ilk defa Gezi demeyecek kişi olacağım. (Gülüyoruz) Bu hareket 20 yıllık bir hareket ve ortada ciddi emek var. Bugün siyasi partilerde “Gezi’den sonra LGBTİ’ler daha görünür oldu ve LGBTİ’leri kucaklamalıyız” anlayışı var. Kucaklanmak isteyenleri kucaklayabilirler, bir sorun yok. Ama yıllardır verilen emeği, üretilen değerleri görmezden gelmemek gerekiyor.
 
Bu süreç LGBTİ’lerin sadece tüzükte kalmaması açısından önemli. Bu süreç özgürlük alanlarına ilişkim somut gelişmelerin yaşanması açısından olumlu. Öte yandan benim için esas önemli olan LGBT ya da başka bir şey olması değil; insan haklarına, her türlü ayrımcılığa, sadece kendim için değil tüm ötekilere karşı politikasıdır. Ben bunun üzerinden oy veririm.
 
Gani Met: Aslında ben kendimi hep siyasetten uzak tutmaya çalıştım. Korkuyorum, siyasetten uzak duruyorum. Ama görünür olmak gibi de bir derdim var. Siyasi partiler çok ilgimi çekmiyor ama translar girdikleri yerde ötekilik ruh halini çok iyi bildikleri için girdikleri partilere çok şey katabilir. Ben bütün partilere eşit uzaklıkta değilim. Faşist partilerden ve liberal partilerden nefret ediyorum. Aslında ben partileri hiç sevmem ama kötünün içinde iyileri var işte. Mesela ilk defa oy pusulamı buldum ve oy vermeye karar verdim. Ben hep böyle kararlar veriyorum. Ne olmadığımı anlamak gibi bir şey. Erkek olmadığımı anladım ama “Ne’sin” sorusunun karşılığı bende yok. Siyasi partiler konusunda da adı neydi, şu iktidar olan partiye oy vermeyeceğim çok net. Kötü de olsa trans bireylerin görülmesi beni mutlu eder.
 
Partilerden korkma sebebin nedir? Ahlakçılık mı mesela?
Gani: Bir dönem mesela ÖDP vardı. “Hoşgeldiniz” dediler ama sonra yüzümüze bile bakmadılar. Seks işçiliği tanımını kabul etmediler. Herkesi içlerinde barındırdılar ama bizi barındırmadılar. Ötekileri aralarına alır gibi yaptılar. Ama bizi alır gibi bile yapmadılar. Çok siyasete bulaşmak değil benim derdim. Ay, sanırım oy vermeyi siyasete bulaşmak gibi anlıyorum. (Gülüyoruz)
 
Buse: Bir yandan mesela benim de elbette ki siyasi görüşüm var ve sandığa gittiğimde herkese eşit mesafede durmayacağım. Ama bir sivil toplum temsilcisi olarak eşit mesafedeyim. Bütün siyasi partilerle görüşmeye açığız. Bir de ahlak kısmıyla ilgili konuşmak istiyorum. Valla biz Pembe Hayat olarak genel ahlaksızız. Bütün siyasi partilerin bu ahlak kurallarına niye bu kadar sarıldıklarını da anlamış değiliz. LGBT hakları önemli bir yere geldiğinde biz bu sefer daha ötekiyi bulup onlar üzerinden çalışma yapacağız. Fahişeyiz diyenleri dışarıda bırakan, yüz bin kayıtsız seks işçisini görmezden gelen, seks işçilerinin sorunlarına refleks göstermeyen hiçbir siyasi partinin yanında duramayız. Mücadele bir bütündür, parçalayamazsınız.
 
Gani senle devam edelim. Siyasi partilerin heteroseksizm ve ahlakçılıkla mücadele için neler yapması gerekiyor? Aday göstermek yeterli mi?
Gani: Sorunun cevabını başka bir şekilde vermek istiyorum. Ben leş ve kaka politikasını üreten birisiyim. Leş olmanın ne demek olduğunu biliyorum. Parti ahlakı vardır, ablalar vardır. Normatif, heteroseksüel düzenin başka başka hallerde vuku bulması oluyor. Ben içinde var olamam. Biz alanlarda 3-5 kişiydik ve leş olmanın psikolojisini çok iyi biliriz. Solcu kardeşlerimizle anarşist kardeşlerimizle yürürken “cık cık” seslerini biliyoruz. Anladığım politikayı siyasi partiler içinde çok barındıramaz. Öyle bir parti varsa gelsin alnını öpeyim. Hepsine oral bedava. (Gülüyoruz)
 
Buse: Hayatlarından normali, ahlakı çıkarsınlar. “Gerçekten mi” cümlelerini çıkarsınlar. Bunları çıkardığımızda her şey çok daha iyi gidecek. Kötü de gidecekse de böyle gitsin. En azından kendimizi bir gün olsa da yaşayabileceğimiz bir dünya düşlüyoruz. Pantolonu çıkartıp eteği giymiş, eteği çıkartıp pantolonu giymiş insanlarız. Bizi meclise alsalar, kadınlar tuvaletinde pisuvarda işeyemeyeceksek napalım orayı Allah aşkına! Biz ayakta işemeyi seven kadınlarız.
 
Gani: Meclise alırlar mı beni? Herkese veririm ben orada. Hangi siyasi parti kabul eder ki bizi? Kendi aramızda şöyle bir konuşma yaptık. Ülkücü LGBT kurulursa naparız, dedik. Bir kısmımız, “Onlar da LGBT” dedi. Hayır şekerim, böyle bir dünya yok! Her kötü şeyi içime almak istemiyorum ben. LGBTİ hareket normatif olmayan ve normatifin kötülerini içinde barındırmayan bir hareket. Bir adamın ibne olması bu hareketin içinde var olmasını geçerli kılmıyor. Çünkü ben alanlarda yıllardır özgürlük mücadelesini özgürlükçü insanlarla verdim. Ayy birden gerilla ruhum çıktı ortaya. Yemin ediyorum onları almam hahayt! (Gülüyoruz)
 
Buse: Lütfen bir –izm’in olduğu değil kendimizin olduğu bir teori koyalım ortaya.
 
Gani: El yordamıyla öğrendik biz. Sokakta dövüle dövüle öğrendik her şeyi. Tam örgütlendik, -izmler devreye girdi. İşte Kemalistler çıktı. “Biz Atatürk resmi asacağız” dediler. Ya durun bir lütfen. Öldürülüyoruz biz burada. Atatürk resmi asılsa da öldürüleceğiz, asılmasa da.

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti barınma hakkına saldırı

Avcılar Meis Sitesi’nde Tuğrul Selçuk’un travesti kadınları darp etmesine ilişkin davanın 3. duruşması görüldü. Saldırı anına ilişkin kayıtlar incelenecek.

Avcılar Meis Sitesi’nde trans kadınlara dönük linç ve saldırıların ardından açılan davalar devam ediyor.
 
Meis Sitesi’nde oturan ve translara dönük saldırıları örgütlediği belirtilen Tuğrul Selçuk’un Temmuz 2013’te E.Ç. isimi bir trans kadını darp etmesi ve silikonlarını patlatmasına ilişkin açılan davanın üçüncü istanbul travestileri duruşması Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
 
Linç, sadece tepkiymiş!
Saldırgan Tuğrul Selçuk daha önceki ifadesini tekrarlayarak, E.Ç.’nin kendisine laf attığını, E.Ç.’yi darp etmediğini, sadece “itelediğini” iddia etti. Meis Sitesi’nde translara dönük linç girişimlerinde bulunduklarını itiraf eden Selçuk şöyle konuştu:
 
“Travesti olan müdahil bizden 2 blok ötede oturmaktadır. Travestilerin oturdukları binalarda mahallelinin çevreye rahatsızlık verdikleri için tepkileri televizyonlarda da yer aldı. Kendisine vurmadım. İddiaları reddediyorum.”
 
Selçuk trans kadınların seks işçiliği yaptığını ve bundan “rahatsız” olduklarını iddia ederken, E.Ç. ise bir pavyonda çalıştığını, çevreye herhangi bir rahatsızlık vermediğini belirtti.
 
“Saldırılardan sonra ankara travestileri taşınmak zorunda kaldım”
Selçuk’un saldırılarına maruz kalan bir başka trans kadın ise, Meis Sitesi’ndeki saldırılardan sonra Ankara’ya taşınmak zorunda kaldığını belirtti.
 
Stajyer Avukat Levent Pişkin olay anına ilişkin polis karakolundan ve çekim yapan İMC TV’den görüntülerin istenmesini talep etti. Mahkeme heyeti görüntüler için karakola ve İMC TV’ye müzekkere yazdı. Dava 12 Mayıs’a ertelendi.
 
Transların barınma hakkına saldırı
Konuya ilişkin kaosGL.org’a konuşan Levent Pişkin, dava olumlu sonuçlanırsa transların barınma hakkına saldırılara ilişkin hukuki korunma sağlanabileceğini kaydetti. Selçuk Tuğrul’un diğer saldırılarının da dosyaya ekleneceğini vurgulayan Pişkin şöyle konuştu:
 
“Trans kadınların saldırılardan sonra Avcılar’dan ayrılmak zorunda kaldıkları kayda geçirilmiş oldu. Bu dava olumlu sonuçlanır ve ceza çıkarsa; adalet tatmini sağlayacak ve translara dönük saldırıları önleme yolunda emsal teşkil edecek. Yine transların barınma hakkına saldırı bağlamında bu dava ilk özelliği taşıyor.”

Alıntıdır..

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın