Blog Travesti ve Travesti Siteleri

Blog Travesti’ de yayınlanan travesti ve travestilerin resimlerini , web site adreslerini bilgilerini ve yazdıkları yazıları görmek için aşağıdaki şehir isimlerine tıklayabilirsiniz. Sizlerde taktir edersinizki yeni bir yapılandırma içinde olan blogtravesti ve travesti siteleri her zaman olduğu gibi sadece Google üzerinde değil tüm arama motorlarında 1nci sayfada yerini almaktadır. Bundan dolayı travestiler üye olmak için geç kalmayınız.

 

Şiddetin Transfobik Hali

Şiddet kavramı değerlendirirken içinde yaşadığımız toplumun dini inançlarını, sosyo-ekonomik yapısını, geçirdiği tarihsel süreçleri ve yapısal sorunlarını ele almadan yapacağımız her değerlendirmenin bir ayağı boşta kalacaktır. Zira “genel ahlak” olarak adlandırdığımız yapıyı oluşturan da bu kavramlardır. Bu sebeple; bireysel şiddetten erkek şiddetine, devlet şiddetinden toplumsal şiddete kadar yaşanan birçok olayın zeminini “genel ahlak” olarak tabir ettiğimiz kavram hazırlıyor.

Şiddet kavramının uzun uzadıya değerlendirmesine bu yazıda girişmeyeceğiz. Şiddetin zeminini hazırlayan, besleyen ve teşvik eden o kadar çok olgu var ki yazmaya kalkışsak ayrılan sayfanın katbekat üstünde bir yer tutacağı aşikâr. Bundandır ki şiddetin en görünmez halinden; Trans Kadınlara yönelen şiddetten bahsedeceğim.

Türkiye’de her yıl onlarca Trans kadın nefret cinayetlerine kurban gidiyor. Sadece 2009’dan bu yana 34 Trans kadın katledildi. Tabi bunlar kayıt altına alınan rakamlar. Ve bu rakamlara nefret cinayeti mağduru lezbiyen, gey ve biseksüel bireyler dâhil değil. Katliamın boyutu bu denli büyükken yaşanan bu zulme ses çıkartan ne yazık ki yine LGBT örgütleri. Gezi direnişi ile birlikte her ne kadar sol, sosyalist örgütlenmeler yaşanan katliamı görmeye başlamış olsa da atılan adım yeterli değil.

Devlet Kaynaklı Şiddet
Devlet şiddetine sadece LGBT bireylerin maruz kalmadığını biliyoruz. Kan ve gözyaşı üzerinden değirmenini döndüren devletin ayakta kalabilmek adına kendinden olmayan herkese pervasızca saldırdığının ve kıyımlarına aynı hızla devam ettiğinin-edeceğinin de bilincindeyiz. Roboski ve Reyhanlı katliamları, işçi cinayetleri, Hrant Dink davası, Gezi direnişinde katledilenler ve Gezi tutsakları bunların en yakın örneklerini oluşturmakta.

Meclis, Yargı ve Polis işbirliği
“Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence. Dolayısıyla eşcinsel evliliklere de olumlu bakmıyorum. Bakanlığımızda onlarla ilgili bir çalışma yok. Zaten bize iletilmiş bir talep de yok. Türkiye’de eşcinseller yok demiyoruz, bu vaka var.”

Devlet bakanı Aliye Kavaf’ın bu açıklaması devlet kaynaklı şiddetin çıkış noktalarından birini teşkil ediyor. Açıkça, siz katletmeye devam edin, biz hükümet olarak arkanızdayız mesajını içeriyor. Bakanları aracılığıyla nefret söylemi üreten devlet şiddeti sadece sözlü olarak üretmiyor. Trans cinayetlerinde uyguladığı “ağır tahrik” indirimleriyle pratik olarak da uyguluyor. Bu da beraberinde katillerin kısa sürede aramıza dönmesini sağlıyor. Bunlar toplumun stres toplarıdır, istediğiniz gibi dövebilir, yaralayabilir ve öldürebilirsiniz mesajını da kitlelere yaymayı görev ediniyor. Tabi bunlara ek olarak bir de katillerin karakolda verdiği ifadeler var.
Katillerin savunmaların %99’unun aynı olması tesadüf değil. Polis tarafından yönlendirilen katillerin ifadeleri değiştiriliyor ve ağır tahrik indiriminden yararlanması sağlanılıyor. Peki, ciddi anlamda indirim sağlayan ifade ne? “Bana ters ilişki teklif etti…” Kolluk kuvvetlerinin bu desteğini bir köşeye koyalım. Ya iddia makamına ne demeli? İndirimi uygulayan Hâkime? Klasik birer tiyatro sahnesi andıran Türk yargı makamları alışılagelmiş ifadeleri kabul ederek katilleri kısa süreli cezalarla aramıza geri yolluyor.
Transseksüel bir arkadaşımızın ölümünde dahi aynı ifadeyi indirime gerekçe gösteren hâkimler trans katliamlarındaki rollerini açığa seriyor. Buraya kadar kısaca bahsettiklerim sadece ölümle sonuçlanan vakalarda yaşananlar. Bir de gündelik hayatta sıkça yaşanan hak ihlalleri var. Bunların başında polis tarafından “kabahatler kanunu” baz alınarak kesilen 83 liralık cezalar var. Hüseyin Çapkın’ın İstanbul İl Emniyet müdürlüğüne getirilmesiyle başlayan bonus uygulaması, cezayı kabul etmeyenlere şiddeti de beraberinde getirdi. Bir katili yakalamakla bir trans kadını yakalamak aynı puan olunca hem terfi hızlandı hem de primler arttı. Peki, siz olsanız kimi yakalardınız?

Şiddetin birçok çeşidini devlet uygulamalarında görmek mümkün. Adalete, sağlık hakkına ya da barınma hakkına erişim trans bireyler için geçerli değil.

İstanbul Beyoğlu’nda boğazı kesilip, gasp edildikten sonra verilen taksi ücreti ile hastaneye yollanan arkadaşımızın karakolda işlem başlatılmadan geri yollanması adalete erişimi, Avcılar-Meis sitesinde arsa rantlarının artmasıyla birlikte trans kadınlara uygulanan sürgün politikası barınma hakkına erişimi, devlet hastanelerinde trans bireylerin maruz kaldığı aşağılama ise sağlık hakkına erişimin önündeki engelleri net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yakın zaman içinde gerçekleşen bu olaylar okuyanlar için şaşırtıcı olabilir ama trans kadınlar ve LGBT hak savunucuları için hayatın günlük akışının parçası.

Toplumsal Dışlanma
Genel ahlak kuralları gerekçe gösterilerek toplumsal yaşamdan dışlanan transların yaşadığı şiddet sadece devlet ve kurumları tarafından uygulanmıyor. Din, ahlak, namus kisvesi altında yok sayılan, öldürülen translar zorunlu seks işçiliğine itiliyor. Ve yine yaptıkları iş gerekçe gösterilerek eleştiriliyor, aşağılanıyor, lanetleniyor… Şimdi sormak lazım toplumsal yaşamda yer açmayıp zorunlu seks işçiliğine ittiğiniz trans kadınlar ne iş yapacak? Toplumsal yaşamın neresinde duracaklar? Seyyar satıcılık yapsa toplum izin vermeyecek, özel bir şirkete başvursa kapıdan çevrilecek, memur olmaya kalkışsa kapı gösterilecek… Tüm kapıların kapatıldığı bir alanda geriye tek seçenek kalıyor o da zorunlu seks işçiliği. Tabi burada başka bir soru akla geliyor; trans kadınlara müşteri olarak gidenler kimler? Tabii ki yine toplumsal yaşamın kapılarını kapatanlar. Yani ikiyüzlü ahlak anlayışının ikiyüzlü bekçileri…

Şiddete karşı ses çıkartırken artık tekrardan düşünmek lazım. Zulmün, katliamın ve acının hayatımızın günlük birer parçası olduğu böylesi bir düzende hak, adalet ve özgürlük arayışımız toplumun tüm kesimleri için olmalıdır. Zira ötekilenen bir gruba uygulanan şiddet döner dolaşır ve tüm toplumsal kesimleri vurur. Bu bilinçle şimdi tekrardan sormak istiyorum; Kadına yönelik şiddet mi dediniz?

Bilmeyenler için terminoloji
·Eşcinsel: Duygusal ve/veya cinsel açıdan hemcinsine ilgi duyan kişi.
·Gey: Eşcinsel erkek.
·Lezbiyen: Eşcinsel kadın.
·Biseksüel: Duygusal ve/veya cinsel açıdan her iki cinse de ilgi duyan kişi.
·Travesti: Dış görünüşü ve davranışıyla biyolojik cinsiyetinin karşısındaki cinse ait olma isteğini ifade eder. Karşı cinsin eşyalarını kullanmaktan, karşı cinsin giydiği kıyafetleri giymekten, ait olmak istediği cinsin davranışını sergilemekten zevk alan kişilerdir. Hem kadın hem erkek için geçerlidir.
·Transseksüel: Kendisini karşı cinse ait hisseden, karşı cinse benzeme isteği duyan veya karşı cinsten biri olarak hisseden kişileri ifade eder. Hem erkek hem kadın için geçerlidir. Yani kişi kadın bedeninde doğup kendini erkek olarak hissedebilir, erkek bedeninde doğup kadın olarak hissedebilir. Ancak Transseksüel kişinin ruhsal eğilimleri için geçerli olan bir kelimedir, bu yüzden transseksüeller dış görünümlerinden belirlenmeyebilir.
·Trans – gender: İngilizce bir tanımlama olup Türkçe’deki travesti ve transseksüel tanımlamalarının ikisini de kapsar. Cinsiyet geçiş sürecini tamamlamış ya da tamamlamamış; ancak biyolojik cinsiyetine ve görünümüne bir şekilde müdahale edenleri tanımlamak için bir şemsiye kelime olarak da kullanılabilir. (Bu yazıda Travesti ve Transseksüelleri de kapsayacak şekilde (Trans) kullanılmıştır.

“Ayrımcılık Mevzuatı LGBTİ’leri de kapsamalı!”

Kaos GL, Pembe Hayat ve Siyah Pembe Üçgen İzmir dernekleri ortak bir çağrı yayınlayarak Ayrımcılık Mevzuatı ve Eşitlik Kurulu Yasa tasarısına “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini talep etti.

Hükümetin sivil toplum örgütlerinin taleplerine kulak vermesini talep eden çağrının tam metni şöyle:

2006 yılında İHOP ve Uluslararası Azınlık Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan Ayrımcılık Mevzuatı ve Eşitlik Kurulu Yasa Tasarısı, Hükümet tarafından 2009’un sonlarında, “Demokratik Açılım”ın bir adımı olarak düzenleme vaadiyle İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Barolara, Akademik çevrelere ve STK’lere ulaştırıldı.

Taslağın “Eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, yasak kapsamındaki ayrımcılık türleri” başlıklı 3. Maddesi’nde, “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, … ve benzeri temellere dayalı ayrımcılık yasaktır” hükmü yer alıyordu. İçişleri Bakanlığı’nın resmi sitesinde duyurulan Taslak’ın son halinden ise “cinsel kimlik” ve “etnik köken” ibaresi çıkartıldı.

Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kasım 2009’da TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada, insan hakları ile ilgili idari denetim mekanizmalarının uluslararası kurallara uygun olarak kurulacağını, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu oluşturulacağını belirtmişti.

İnsan hakları örgütlerinin temsilcilerinin Bakan’la görüşmeleri ile olumlu bir süreç başlamıştı. İçişleri Bakanlığı bu alandaki çalışmasını, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Azınlık Hakları Grubu (MRG)’nin katkısı ile İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) tarafından hazırlanan taslağı esas alarak başlatmıştı.

Ayrımcılığın temellerini yeniden tanımlayan bu çalışmada tanımlanan ayrımcılıklar arasında “cinsel kimlik” de yer alıyordu.

İHOP’un hazırladığı ve Adalet Bakanlığınca kabul edilen Taslak’ta, “cinsel kimlik” tanımlanmış ve “heteroseksüel, eşcinsel, biseksüel, transeksüel, travesti ve benzeri cinsel kimlikleri ifade eder” olarak belirtilmişti.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunundan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin içinde olduğu ayrımcılık yasağını düzenleyen madde tamamen çıkartılarak kanunlaştı.

Sivil anayasa tartışmalarında anayasanın eşitliği düzenleyen ve ayrımcılığı yasaklayan maddesinden “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibareleri CHP ve BDP’in ısrarlı taleplerine rağmen çıkartıldı.

2010 yılından bu yana tasarıya ilişkin her hangi bir çalışma yapılmadı. Kasım ayı başında yapılan Reform İzleme Grubu toplantısında İçişleri Bakanının önerisiyle Ayrımcılık Mevzuatı ve Eşitlik Kurulu yasa tasarısı yeniden gündeme geldi.

Kaos GL, Pembe Hayat ve Siyah Pembe Üçgen İzmir Dernekleri olarak, Ayrımcılık Mevzuatı ve Eşitlik Kurulu Yasa tasarısının sivil toplumun taleplerini kapsayacak şekilde ve “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ile “etnik köken” ibarelerinin “Eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, yasak kapsamındaki ayrımcılık türleri” başlıklı 3. Maddesine eklenmesini talep ediyoruz.

Homofobi Karşıtı Yerel Buluşmalar Küçük Hibe Fonu başvurularınızı bekliyor

Kaos GL Derneği’nin Homofobi Karşıtı Yerel Buluşmalar Küçük Hibe Fonu kampüs ya da şehrinde birlikte etkinlik yapmak isteyenlerin başvurularını bekliyor.

Geçtiğimiz yıl 37 ilde etkinlik yapan Kaos GL bu yıl da yerel buluşmalar için yola çıktı. Yerellerden gelen birlikte çalışma, heteroseksizm karşıtı hattı birlikte genişletme talepleri ile örülen bu ağlar sizin şehrinize de gelmek istiyor. Kampüsünüzde, şehrinizde birlikte etkinlik yapmak isterseniz Kaos GL ile iletişim kurabilirsiniz.

Homofobi Karşıtı Yerel Buluşmalar Küçük Hibe Fonu’ndan yararlanarak Homofobi Karşıtı Buluşma’yı kendi şehrinize taşıyabilirsiniz. 1000 TL üst limitli hibe başvurularınızı ve çalışma önerilerinizi 15 Nisan’a kadar dernek@kaosgldernegi.org adresine yollayabilirsiniz. 20 şehre verilecek olan hibe LGBT odaklı ittifaklara öncelik tanıyacak ve bu ittifakların oluşmasını da hedefleyecek.

Homofobi Karşıtı Buluşma nedir?

Homofobi Karşıtı Buluşma Kaos GL tarafından koordine edilen ve 2006’dan beri her yıl, 17 Mayıs Homofobi Karşıtı Gün vesilesiyle düzenlenen homofobi ve transfobiye karşı örgütlenen bir etkinlik.

Homofobi Karşıtı Buluşma ilk kez 2006 yılında yapıldı. İlk 3 yılında Ankara ile sınırlı kalan Buluşma, 4. yılında 6 şehre, 2010 yılında ise 5 Mart-16 Mayıs tarihleri arasında 16 şehre yayıldı. 2014 yılında 37 ayrı şehirde homofobi karşıtı etkinlikler organize edildi.

Neden 17 Mayıs?

17 Mayıs, Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü olarak dünya çapında etkinliklere sahne olan bir gün.

Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü, cinsiyet kimlik veya cinsel yönelimlerle ilgili tüm fiziksel, ahlaki veya sembolik şiddetlere karşı eylem ve karşı durma günü. İnsanların eşitliği için mücadele eden tüm girişimlere ilham ve destek vererek, her biriyle koordinasyon içinde olmayı amaçlıyor.

Neden Anti-Homofobi?

Cinsel yönelimimiz ve cinsiyet kimliğimizden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılıyoruz ve hayatın her alanında homofobik tutum ve davranışlarla karşı karşıya kalıyoruz. Homofobiye karşı duramadığımızda, kaygılarımızı ve öfkemizi içimizde büyütüp, kendimize ve kendimizden olanlara yöneltiyoruz. Oysa bu, ihtiyacımız olan en son şey olsa gerek!

Homofobi probleminin sadece Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBT) bireylerin değil, aynı zamanda heteroseksüellerin de meselesi olduğu gerçeğinin bilince çıkarılmasını istiyoruz.

Neden Buluşma?

Çünkü 2006 senesinden beri Ankara’da ve Kaos GL Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma ile, Türkiye’deki LGBT’lere yönelik ayrımcılığın tartışılmasına ve görünürlüğünün sağlanmasına zemin yaratmayı amaçlıyoruz.

Buluşma ile LGBT’lerin ve heteroseksüellerin birlikte özgürleşeceği bir dünyaya dair düşüncelerimizi paylaşmak ve tartışmak istiyoruz. Sorunlarımıza çözüm yolları arıyoruz ve bulduğumuz çözüm yollarını paylaşmak ve gerektiğinde birlikte müdahale edebilmenin maddi ve manevi olanaklarını yaratmak istiyoruz. Tüm bunları yüz yüze ve birlikte yapmak istiyoruz! Yeni insanlarla tanışmak, dertleşmek, sohbet etmek, kaygılarımızı azaltmak, rahatlamak istiyoruz!

Anadolu Partisinin Trans Adayı Türkiye’de İlk

Anadolu Partisinin 2015 Genel Seçimleri için İzmir’den aday olarak gösterdiği Deva Özenen, seçilmesi halinde Türkiye’nin ilk trans milletvekili olacak. Deva Özenen’in gündeminde işsizlik ve sağlık sektöründeki sorunlar bulunuyor.

Anadolu Partisi’nden (AP) İzmir 2. Bölge 5. sıra milletvekili adayı olan trans kadın Deva Özenen, milletvekili olursa özellikle lezbiyen, gay, biseksüel, trans, interseks (LGBTİ) bireylerin sorunlarına çözüm arayacağını, mağduriyet yaşayan tüm vatandaşların da temsilcisi olacağını söyledi.

CHP’nin İzmir 1. bölge 5. sıradan ilk kez bir Roman aday göstermesinin ardından bir ilk de Emine Ülker Tarhan’ın kurduğu Anadolu Partisi’nden geldi. Türk siyasi tarihinde ilk kez trans bir kadın milletvekili adayı oldu. Anadolu Partisi’nden İzmir 2. bölge 5. sıra milletvekili adayı olan Ahura LGBTİ aktivisti trans kadın Deva Özenen, Meclis’e girerse LGBTİ bireylerin özellikle istihdam ve sağlık hizmetlerinde karşılaştığı sorunlara çözüm arayacağını belirtirken, mağduriyet yaşayan tüm vatandaşların da temsilcisi olacağını kaydetti.

İSTİHDAM VE SAĞLIK HİZMETLERİNDEKİ SORUNLARI GÜNDEME GETİRECEK
LGBTİ bireylerin her vatandaş gibi eşit olduğunu ifade eden Özenen, Meclis çatısında çözüme ulaştıracağı sorunları şöyle dile getirdi: “LGBTİ bireyler olarak vatanımız için üzerimize düşen görevleri yapacağımız gibi, eşit haklara biz de sahibiz. Kanunlarda bu eşitlik var gibi gözükse de pratikte kesinlik yok. İstihdam alanında dışlanma çok fazla. Sağlık hizmetlerine ulaşamıyoruz. Bunlar üzerinde çalışmak istiyorum. Şimdiye dek mağdur edilen ve siyasi partiler tarafından sahip çıkılmayan LGBTİ bireylerin mağduriyetinin suistimal edilmesinin önüne geçmek istiyorum. LGBTİ bireyler ve kadın cinayetlerinin önüne geçebilecek ve bunun takipçisi olabilecek oluşumların içinde olmak istiyorum. İstihdam olanakları çok kısıtlı. Özellikle translara iş verilmiyor. Ayrı cezaevi kuruluyor ama iş yeri kurulmuyor. Hastaneler bizim için dışlanma mekanı. Hasta olduğumuzda o dışlanmaya katlanmaktansa evimizde olmayı tercih ediyoruz.”

“MESELA VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR”
Cinsel kimliğinin önemli olmadığını kaydeden Özenen, “Mesele vatansa gerisi teferruattır. Tabii ki mağduriyet yaşayan bütün vatandaşların temsilcisi olarak Meclis’e gireceğim. Benim mağduriyetlerimi yaşayan tüm LGBTİ bireyleri de cumhuriyet için sahaya çıkmaya davet ediyorum” dedi. Özenen, aday olduğu ilk günden seçim çalışmalarına başladığını belirtirken, milletvekili adayı olmasının bile bir kazanım olduğunu söyledi.

“ÜZERİME DÜŞEN VAZİFEYİ YAPMAK DURUMUNDAYDIM”
Vatanını seven, cumhuriyet neferi Türk kadını olarak kendi üzerine düşen vazifeyi vicdanen yapmak durumunda olduğunu belirten Özenen, şöyle konuştu: “Emine Ülker Tarhan’ın kurmuş olduğu Anadolu Partisi; en genç, en temiz, en dinamik, en cesur parti olduğu için, bütün grupların cumhuriyet değerlerine sahip çıkmasında gerekli olan kucaklamayı sağladığı için aday oldum. Dinsel kimliği, cinsel kimliği, sosyal statüsü, gelir düzeyi ne olursa olsun bütün vatanseverlere seferberlik coşkusuyla buluşacağı tek adres olduğu için Anadolu Partisi’ndeyim” diye konuştu.

“PARTİMİZDE ÖTEKİLEŞTİRME YOK”
Deva Özenen’in adaylığı hakkında konuşan Anadolu Partisi İzmir İl Başkan Yardımcısı Gökhan Cantürk de, “Bizim partimizde dil, din, ırk, cinsel kimlik ayrımı kesinlikle yapılmamaktadır. Siyasette yeni yüzlerle bu yola çıktık. Genel Başkanımız Emine Ülker Tarhan bizim için çok önemli bir vizyon. Bu vizyonda biz de alt kademe olarak Meclis’e girmek için çalışmalara başladık. Partimizde ötekileştirmek gibi bir zihniyet yok. İnsanlara değer veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeni seks trendlerinden haberiniz var mı?

Yeni seks trendlerinden haberiniz var mı? Son moda seks ipuçları burada…

Moda, yeme-içme, gece yaşamı, hatta dekorasyon alanındaki trendler seks hayatımıza da yansıyor. En yeni trendlerin uyarlandığı, seks modasını takip edip modern zamanların heyecan fırtınasına kapılın!

İnsanoğlunun daha mutlu yaşama konusundaki arayışı sürüyor. Dönem dönem trendlerin peşine takılıyor ve hayatımızı adeta güncelliyoruz. Peki; moda, yeme-içme, gece yaşamı hatta dekorasyon alanlarındaki yükselen trendleri seks hayatınıza uyarlamak hiç aklınıza geldi mi?

Ekonomik, toplumsal ve politik koşulların, meteorolojik verilerin, teknolojik gelişmelerin ve sanat akımlarının ışığında oluşan, değişimin ve yeniliğin en yakın dostu trendler doğal olarak seks hayatımıza da damgasını vuruyor. Değişen ve gelişen erkek ilişkilerine paralel olarak farklı zamanlarda farklı cinsel eğilimler ortaya çıkabiliyor.

ERKEKLER ARTIK DAHA PASİF…

Trend avcısı Marian Salzman, önümüzdeki yıllarda erkeklerin sekste pasif bir rol oynayacaklarını söylüyor. Hayatın her alanında giderek daha fazla söz sahibi olan kadınların sekste de ön planda olmak istemeleri, yatakta da açık sözlü, agresif ve talepkar olmaları elbette çok normal.

Seksteki etkilerini hissetmeye başladığımız bu eğilimin; sosyal arenada kazanılan kadın-erkek eşitliğinin uzantısı olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Yukarıda da altını çizdiğimiz gibi hayatın farklı dallarında iz sürerek oluşan trendler aynı zamanda iç içe geçiyor ve birbirini etkileyebiliyor. Durağan bir ilişkiyi canlandırmak ve libidonuzu artırmak seksteki en son trendleri gözden geçirmenizi öneriyoruz.

YAVAŞLAMAYI DENEYİN

Kaybolan geleneksel lezzet ve değerlere sahip çıkmak amacıyla Koma’nın tarihi Piazza di Spagna Meydanı’nda başlatılan slow food hareketi hızlı, sağlıksız ve kalitesiz yeme alışkanlıklarına savaş açıyor. Özellikle yoğun iş temposunda yemeye vakit ayrılamaması sonucu tercih edilen fast food’a bir tepki olarak ortaya çıkmış slow food akımı. Yenilen besinlerin zevkine varmak, kökenlerini araştırmak, yiyecekler üzerinde gereksiz kimyasal ve teknolojik uygulamalar yapılmasına karşı çıkmak gibi ana hatları bulunan slow food, seks hayatını da etkiliyor.

Günümüzde aynı hızlı yemek yediğimiz gibi, hızla sevişiyor, kısa ve kalitesiz ilişkilerle yetiniyoruz. Bedenimizi kimyasal maddelerle doldurduğumuz gibi ruhumuzda da doyumsuz duygular biriktiriyoruz. Oysa hızlı ve tatminsiz şekilde yürüttüğümüz seks hayatımıza bir mola vererek, bize bedensel zevk dışında hiçbir şey katmayan, mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaratan tehlikeli erkeklerden uzak durmaya çalışarak aşk hayatımıza çekidüzen verebiliriz.

Evet, belki uzun süre yatağımızda yalnız olacak, pazar sabahları yalnız uyanacağız. Ama en azından aldığımız yeni ve sağlıklı kararlarla tatmin edici ve kaliteli bir ilişki arayışına girebileceğiz. Bencil biri yerine bize değer verecek, birlikte iyi zaman geçirebileceğimiz, seks dışında da bir şeyler paylaşacağımız bir erkekle beraber olmak ruhumuza ve bedenimize mutlaka çok iyi gelecektir.

Kısaca biraz yavaşlamak, her gece dışarı çıkmak yerine evde, yakın dostlarla zaman geçirmek uzun vadede sizi mutlu edebilir. Karakteri, davranışları ve kişiliğiyle hayatımızı güzelleştirecek bir aşkı beklemenin hızlı ilişkilerden sonra son derece rahatlatıcı ve doyurucu geleceğini unutmamanızı öneriyoruz.

ARTIK SEVGİLİ ADAYLARI DA GOOGLE’LANIYOR!

Tıpkı araştıran, soran, insanları izleyen, farklı meslekteki kişilerle görüşen, seyahat eden, kısaca antenleri sürekli ve her ortamda açık olan trend avcıları gibi, sizler de arkadaşlarınız ve kendiniz için sevgili arayışına girebilirsiniz. 30′lu yaşlarda güzel, zeki ve kariyer sahibi ama bekar kadınların sayısının gün geçtikçe artması, bu konuda bir sıkıntı yaşandığının kanıtı.

Herhangi bir yerde tanıştığınız, bir arkadaş ortamında rastlayıp beğendiğiniz, aklınızın bir köşesine yazdığınız kişiyle yakın bir kız arkadaşınızı bir araya getirebilirsiniz. Tesadüfen karşılaştığınız ve hakkında hiçbir şey bilmediğiniz kişi hakkında araştırma yapabilir, aşk ve kariyer özgeçmişini çıkarabilir, yakın çevrenizdeki bekar arkadaşlarınızın özgeçmişleriyle en iyi uyuşanım bulup, şanslı çifti aynı ortama sokmak için plan yapabilirsiniz. Aynı şey kendiniz için de geçerli elbette! Ya da uzun yıllardır tanıdığınız, huyunu suyunu çok iyi bildiğiniz bir erkekle yakın bir kız arkadaşınızı buluşturabilirsiniz. Bu durumda iki tarafın da kişiliğini, zevklerini ve tarzım çok iyi tanımanız doğru kişileri yan yana getirebilmenizi sağlayacaktır.

Belki de yaptığınız araştırmalar sonucu, kaderin normal seyrinde birbirleriyle asla karşılaşmayacak iki kişiye olası birlikteliğin kapılarını açmış ve mutlu bir ilişkinin temelini atmış olabilirsiniz.
Kısacası, araştırma ve gözleme dayalı aşk ilişkileri oldukça yükselen bir trend. Bu trendin en büyük dezavantajı, çıkardığınız sevgili adayları listesinin kız arkadaşınızı bunaltması olabilir. En büyük riskiyse önceleri kız arkadaşınız için gördüğünüz erkeğe sizin teslim olmanız…

HIZDAN DA HAZ ALABİLİRSİNİZ

Sekse mutlaka öpüşme ve ön sevişmeyle mi başlamak zorundasınız? Kocaman bir hayır! Bazen acıktığınızda oturup büyük bir porsiyon yemek yerine, küçük bir atıştırmayla yetindiğiniz partnerinizi istediğinizde de hızlı davranarak daha fazla haz alabilirsiniz. Ayrıca acıktığınızda yediğiniz küçük bir pizza ya da cipsin sizi bazen daha çok acıktırdığı düşünüldüğünde, küçük erotik oyunların hazzı tetikleyebileceğini ve birkaç saat sonraki ateşli seks için sabırsızlığı artırabileceğini söylemek yanlış olmaz. Duş alma, soyunma, yatağa girme gibi seks öncesi klasik hazırlık ritüelini bir kenara iten hızlı seksin en önemli özelliği kişinin, farklı bir işe konsantre olan partnerine beklemediği anda yaklaşması. İşte hayatın sıradanlaştığı, insanların robot gibi her gün aynı şeyleri yapmaya başladığı günümüzde mutluluğunuzu artıracak bir öneri daha!

AKŞAM YEMEĞİ ÖNCESİ YAKINLAŞIN

İş çıkışı eve gitmeden önce arkadaşlarımızla bir şeyler içmek bize günün yorgunluğunu unutturur ve hayatımıza renk katar. Son dönemde iş çıkışı dışarıda bir içki yudumlamak yerine evde seks yapma fikri öne çıkıyor. Yemekten sonrasını, televizyondaki dizilerin bitmesini, yani saatin gecenin yarısı olmasını beklemek ve rutine teslim olmak yerine harekete geçin. Üstelik iş çıkışı boş bir mide, düz bir karın ve daha yüksek bir enerjiyle harika performans sergileyebilirsiniz.

Bunun için işten dönerken sevgilinize heyecanı artıracak kısa mesajlar atmanızı öneririz. İş çıkışı seks sonrası açılan iştahınız ve artan moralinizle yemek yemek de ayrı bir haz verebilir. Kısaca dönemin son moda trendlerinden olan iş çıkışı seks , iş hayatınızdaki verimi artırırken (işteyken çıkışta sevgilinizle sevişeceğinizi düşünüp motive olabilirsiniz), seks hayatınızı da renklendirecek, monotonlaşmış ve alışkanlıklarla dolu olan ilişkinizde farklı heyecanlar yaratacaktır.

AŞKTA BAHAR TEMİZLİĞİ

“Home staging”, Amerika ve İngiltere’de satılamayan evlerin yeniden düzenlenmesi, değerlendirilmesi ve potansiyel alıcıları cezbedecek konuma getirilmesi anlamına geliyor. Kısaca satışı kolaylaştırmak için ürün bir tür bakım kürüne sokuluyor ve ona bir tür “relooking” yapılıyor. Profesyoneller tarafından yapılan bu işlemler, eski sahiplerinden kalma tüm eşyaları yok etmek, duvarları nötr renklere boyayarak evin daha geniş ve ferah görünmesini sağlamak, evin hoş kokması ve temiz görünmesi gibi temel ilkelere dayanıyor. İşte bu konsepti aşk hayatımıza uyguladığımızda ortaya “love staging” çıkıyor. Aşk hayatımıza çekidüzen , başarısız ilişkilerimizdeki hatalar üzerinde düşünüp bunları tekrarlamamayı ilke edinmek, bize acı ve huzursuzluk veren aynı tip erkeklerden kaçınmak gibi önemli kararlar almak aşkta bahar temizliği yapma fikrini hatırlatıyor.

Elbette bunları yapmak söylemek kadar kolay değil; ama en azından inanmak önemli adım sayılabilir. Kısaca eski alışkanlıklar ve yaşanmışlıkların yapıştığı evi negatif etkilerden kurtarıp onu yeniden yaratabiliriz. Bu, aynı zamanda düşüncelerimizde dedetoks etkisi yaratabilir, geçmişteki aşk hatalarından ders çıkarmayı öğrenebiliriz. Yepyeni bir ruh hali, daha bilinçli bir kişilik ve geçmişe değil de geleceğe bakan bir kafa yapısıyla ilişkilerimizde daha başarılı olabiliriz. Bu arada geçmişten ders almak ve her şeye yeniden başlamak ille de bir ayrılık ya da olumsuz bir olayın yaşanması gerekmiyor. Enerji veren ve içimizi ısıtan yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber, silkinmenin ve yeniden doğmanın tam zamanı!

EKOLOJİK SEKS AKIMI

Dünya hızla kirlenirken hayatımızı tehdit etmeye başlayan küresel ısınma bizi çevremize karşı daha duyarlı olmaya itiyor. Hibrid aracıyla dolaşan Leonardo Di Caprio, 20 bin litrelik su deposu, güneş enerjisi panelleri ve enerji tasarrufu yapan ışıkları bulunan eviyle Cate Blanchett, Cisco Burger adında organik gıdalar satan bir restoran açan Sandra Bullock ve ekolojik yaşam tarzını seçen birçok Hollywood yıldızı gibi biz de şartlar elverdikçe “yeşil” bir tarzı benimsemeye, organik gıdalar tüketmeye gayret ediyoruz. Peki ya seks hayatımız ekolojik yaşama ne kadar uygun?

Çevreci giyim, çevreci turizm, çevreci otomobil, çevreci düğün gibi kavramlardan sonra ekolojik seks de önem kazanmaya başladı. Kanada’nın Ontario eyaletindeki “TreeHugger” adlı online dergi, Greenpeace tarafından da desteklenen çevreci seksin temel ilkelerini yayımladı.

Bambudan üretilmiş yatak çarşafları kullanmak, yatak odasında fazla ışıkları söndürmek, beraber duş alarak su tasarrufu yapmak, seks shop’lardan PVC veya vinilden üretilmiş malzeme satın almamak, çevre dostu prezervatif, vibratör, organik masaj yağları kullanmak, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen liflerle üretilen iç çamaşırlarını tercih etmek gibi öneriler çevreci seks trendinin başlıca gereklerinden.

Düşünsenize, seks zaten doğal bir eylem olduğuna göre, yapay oyuncaklara, iç gıdıklayıcı naylon iç çamaşırlara ya da kimyasal içeriklerle hazırlanan masaj yağlarına ne gerek var? Seksi bedeniniz, cazibeniz ve kendinize olan güveninizle başarılı ve haz verici mükemmel bir deneyime dönüştürebilirsiniz…

Aşk Ve Seks Hayatınızı Yeniden Alevlendirin

CEM KEÇE’DEN CİNSEL HAYATINIZI CANLANDIRACAK ALTIN DEĞERİNDE TAVSİYELER…

“Çiftler birbirini tatmin etmek zorunda mı?”, “Cinsel hayatın monotonlaşması kader mi?” veya “Çiftin başaramama korkusundan kurtulmasının bir yolu var mı?” İşte CİSED Onursal Başkanı Cem Keçe’den bu sorulara yanıt verecek, yetersizlik ve tatmin edememe korkusuyla monotonlaşan ve tutkusunu kaybeden çiftin, birbirini aldatmasını engelleyecek, aşk ve seks hayatını yeniden hareketlendirecek ve ilişkilerindeki tutkuyu canlandıracak altın değerinde tavsiyeler…

Beslenmek, su içmek ve nefes almak yaşamın bir gerekliliği, seks yapmak ise ilişkinin bir gerekliliğidir. Seks yapmak görev veya bir mecburiyet değildir, zoraki yapılmamalıdır, istekle ve bazen kendiliğinden olmalıdır. Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi, duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Bunun için kişinin kendini bir şey yapmaya mecbur hissetmemesi veya performansıyla ilgili endişe duymaması gerekir.

Herkes kendi cinsel tatmininden sorumludur

Buna sorumluluk alma modeli denir, bunun zıttı pasif kalma modelidir. Herkesin cinsel istek, uyarılma ve tatmin olma konusunda kendisine yardımcı olan kendisine özgü bir şartlar zinciri vardır. Herkesin şartlarını talep etme ve isteme hakkı vardır. Ancak çoğu kişi kendisini partnerinin cinsel olarak uyarması gerektiğini ve tatmin olmasının partnerinin elinde olduğunu düşünür ve istediği şekilde uyarılmazsa veya tatmin olmazsa hem kendini hem de partnerini eksiklikle suçlar.

Kendi içinizde cinsel istek uyandırmak partnerinizin değil sizin görevinizdir!

Cinsel terapistler olarak kişiyi cinsel olarak harekete geçiren kuvvetin, bilinçli veya değil, kendisi olduğunu vurguluyoruz. Böylece kişi istek ve arzularını ifade etmek ile bunları bastırmak arasında bir seçimde, bir tercihte bulunabilir, kendine odaklanıp ortaya koyduğu cinsellikten zevk alabilir, partnerinin ve kendinin bilincine varabilir. Yani kişinin içinde cinsel istek uyandırmak partnerinin değil, onun kendi görevidir, partneri hissetmek istediği cinsel arzuyu hissetmesi için ancak ona destek olabilir, bunu ruhunu ve bedenini bir armağan olarak sunarak ve onun isteklerini gerçekleştirmeyi seçerek yapabilir.

İç çamaşırları, mumlar ve hoş sözler güzeldir, ancak ilk aşama bunlar olmamalıdır, öncelik kişinin kendisindedir, bunlar daha sonra gelir. Bu bakış açısı cinsel isteğin sorumluluğunu olması gerektiği yere, yani kişinin kendi omuzlarına yükler ve kontrolünün partnerinin elinde olmadığını anlamasına yardımcı olur. Çünkü kontrolü kaybetme duygusu bilinç dışı düzeyde çok korkutucudur. Pasif kalma modeli kişinin partnerini veya ilişkisini suçlamasına imkân tanır. Sorumluluk alma modeli ise kişinin ilişkisinden zevk almasını ve var olan sorunların üstesinden gelmesini sağlar ve çiftin birbirini aldatmasını engeller.

Kadın, erkeğin bedenini kullanarak, kendi boşalmasından ve orgazmından sorumludur

Sorumluluk alma modelinin hayata geçirilmesi, sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için gereklidir. Erkek, kadınla sevişirken ruhunu ve bedenini koşulsuz bir armağan olarak ona sunar. Kadın, bu armağanı kabul eder, bundan sonrası aşama kadının işidir. Kadın reddedilmeyi ve başarısız olmayı göze alarak erkekten kendini cinsel olarak uyaracak şeyleri ister, talep eder. Kadının talep etme, erkeğinde reddetme hakkı vardır ve erkek kadının taleplerini gerçekleştirmek isterse yapar ama zorunlu değildir. Kadın erkeğin bedenini kullanarak, klitorisini sürterek, fantezi kurarak, boşalmasını kolaylaştırmak için zamanı geldiğinde kendini kasarak kendi boşalmasından, orgazmından ve cinsel tatmininden kendi sorumludur.

Kadının boşalması için penise ihtiyacı yoktur!

Kadının boşalması için sadece penise ihtiyacı yoktur, bu değişik şekillerde başarılabilir. Sorumluluk alma modeli, kadına sorumluluk yüklerken erkeği özgürleştirir ve böylece çift olarak tatminkâr bir cinsellik yaşanmış olur.

Kadın; erkeği boşaltmak, orgazma ulaştırmak veya tatmin etmek zorunda değildir

Pasif kalma modeli cinsel işlev bozukluklarına yol açabiliyor. Kadın, erkeğe sevişirken ruhunu ve bedenini koşulsuz bir armağan olarak sunar, erkek bunu kabul eder, bundan sonrası erkeğin işidir. Erkek reddedilmeyi ve başarısız olmayı göze alarak kadından kendini uyaracak şeyleri ister, talep eder. Erkeğin talep etme, kadının da reddetme hakkı vardır ve kadın bunları yapmak isterse yapar ama zorunlu değildir.

Erkek kadının bedenini kullanarak, penisini sürterek veya vajinaya sokarak, zamanı gelince daha çok haz alabilmek adına boşalmasını denetleyerek, aşk kaslarını boşalana kadar gevşek tutarak kendi boşalmasından, orgazmından ve cinsel tatmininden kendi sorumludur. Kadın erkeği boşaltmak, orgazma ulaştırmak veya tatmin etmek zorunda değildir. Erkeğin boşalması için sadece vajinaya ihtiyacı yoktur, bu değişik şekillerde başarılabilir. Sorumluluk alma modeli erkeğe sorumluluk yüklerken kadını özgürleştirir ve böylece çift olarak tatminkâr bir cinsellik yaşamış olur.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar hangileridir, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yolları nelerdir?

Enfeksiyon yapıcı bir mikrop tarafından yol açılan ve insana vajinal, anal, oral seks de dahil olmak üzere cinsel ilişki yoluyla geçen hastalıklara cinsel yolla bulaşan hastalıklar deniyor.

Bu gruptaki bazı hastalıklar kan verme veya alma, madde bağımlılarında iğne yoluyla, öpüşme yoluyla, aynı kap kullanımıyla, aynı havlu kullanımıyla, kucaklaşmayla, doğumda ve emzirme sırasında da bulaşabiliyor.

Bulaşma yolları:
En sık görülen bulaşma yolu korunmadan cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkide bulunalan kişi sayısı arttıkça risk de artar. Bu nedenle birden fazla kişiyle cinsel ilişkide bulunmak tehlikelidir. Kondom kullanmadan cinsel ilişki yaşanması ile bulaşma olur. Erkekte meni, kadında vajina sıvısı mikrobu taşır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?
– Bel soğukluğu
– Frengi
– Yumuşak çıban
– Klamidya Tricomatis
– Tricomanas Vaginalis
– Üreme organlarında uçuklar
– İnsan Papillom Virüs (HPV)
– Hepatit B Virüsü
– AIDS/HIV

Korunma yolları:
– Korunma yollarının başında hastalığı bulaştırabilecek davranışlardan uzak durmak gelir. Fazla sayıda kişiyle ilişki kurmak, başkalarıyla cinsel ilişki kurmayı meslek haline getirenlerle ilişki kurmak ve bu ilişkiler sırasında kondom kullanmamak riski arttırır.
– HIV, AIDS ve Hepatit B riskine karşı kanla bulaşma yoluna dikkat edilmelidir. Kuaför ve berber salonlarında ve sağlık kurumlarında hizmette kullanılan araç gereçlerin temizliğinden emin olunmalıdır.
– Başkalarının yaralarına çıplak elle dokunmak, aynı enjeksiyonu kullanmak, kan kardeşi olmak, aynı tıraş bıçağını ya da usturayı kullanmak bulaşma tehlikesini arttırır.
– Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce veya kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi gerekir çünkü bu yaralar kolay hastalık kapmaya neden olur.
– Hepatit B virüsüne karşı aşı yaptırmak korunma açısından çok önemlidir.
– Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi gbi), erken teşhis için önemlidir ve ihmal edilmemelidir.

Tüm bunların yanında hastalık belirtilerini tanımak da çok önemlidir.
– Erkeklerde, sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı
– Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı
– Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler
– Kadınlarda; idrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma
– Koyu renkli ve kötü kokulu akıntı
– Her iki cinste de; cinsel ilişki sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı
– Sık ölü doğumlar
– Üreme organlarında siğiller
– Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı
– Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde apseler

Bu belirtilerin görülmesi durumunda hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

İnce bel yatak performansını artırıyor

İnce belli kadınlarla beraber olan erkeklerin yatakta daha iyi performans gösterdikleri belirtildi.

Erkeklerin neden ince kadınları tercih ettiğini araştıran uzmanlar çarpıcı sonuçlara ulaştı. İskoç uzmanlar, ince belli kadınların partnerlerini daha iyi tatmin ettiği belirtildi. Araştırmaya göre ince kadınlarla birlikte olan erkekler daha az ereksiyon sorunu yaşıyor.

Daha önceki araştırmalarda erkeklerin genellikle zayıf kadınları tercih ettiği ortaya çıkmıştı. Araştırmada 700 Çek erkek ve kadının cinsel yaşamı ele alındı. Deneklerin yaşı 35 ile 65 arasında değişiyor. Araştırma sonucuna göre ince belli kadınlar partnerlerinin yaşı ne olursa olsun daha fazla cazibeli görünüyorlar.

Bilim insanalrına göre kadınların karın bölgesindeki yağ arttıkça hormonal seviyeleri ve arzu kaysayıları düşüyor. Bir diğer sebep de erkeklerin ince belli kadınları cazibeli bulması olarak gösterilebilir.

West Scotland Üniversitesi’nden Stuart Brody, “Bu sürpriz bir durum değil. Evrimsel bir seçim. Çünkü vücuttaki yağ oranının fazlası kalp ve diğer metobolizmanın çalışmasını da etkiliyor” dedi. Öte yandan erkeklerin bel kalınlığı da cinsel yaşamını olumsuz etkilediği belirtildi.

Travestiler Homofobik Saldırı Altında

istanbul travestileri ve ankara travestileri gün geçtikçe homofobik saldırı altında ve hayatları tehlike altında.  Kimileri için travestiler kolay para kazanıyor sorusu uyandırsada akıllarda aslında işin gerçek yüzü hiçte öyle deil. Günleri stress altında ve hayatları her gün tehlike altında işte istanbul travestileri nin tehlikeli hayat şartları.

Öncelikle “homofobi” ne demek onu izah edelim homofobi homosexsüel bireylerin “yani eşcinsellerin ” mantıksız şiddet ayrımcılık ve mahrumiyet yaratacak şekilde suçlanmasıdır. Ama Türkiye’de işler bu şekilde yürümemekte genellikle homofobik saldırılar darp ve cinayet e kadar gidebilmekte.  Bu saldırılar altında genellikle gay bireyler kalmakta ülkemizde ne hikmetse lezbiyen bireyler’den bu kadar nefret edilmiyor.

Türkiyede her yıl en az 3 travesti cinayeti işleniyor daha bu rakam sadece bizim bildiklerimiz ve bilmedigimiz birden fazla cinayet ve darp meydana geldigi aşikar.  Yaşadıgımız şehirlerde hala insanlar gay, eşcinselligi benimseyememişler. Birisi çıkıyor ve diyorki ben eşcinselim bu kişiyi medeneyitenden dolayı tebrik ediyoruz ama çogu insanlar bu şahıslara hep itici bir gözle baktıgı için eşcinselligi kabullenemiyorlar.

Cinayetleri çoğu işte bu sebebden dolayı işleniyor kabullenenemek ve çogu da para hırsı için kişileri katlediyor Türkiyede işsiz insan çok daha dogrusu bizim tabirimizle çalışmayı götü yemeyenler ve travestileri hazır bir para makinası olarak görüyorlar travestiler çalışıyor kişiler yiyor. Gerçi bu olayın başlıca sebebide aslında travestiler eger kişiler bu işsiz güçsüz insanları alıştırmasalar sanırım bunların hiç biri yaşanmaz. Sen koy cebine parayı yıllarca sonra atmaya çalış sırtındaki kamburu ve sonra otur ağla işte bu işler böyle deil sen alıştırmasan kişiyi emin olun ki bunların hiç biri başına gelmez.

Haddad programını duyurmak için travesti ve transseksüelleri bir araya getiriyor

Daha Programın recitations ve siyasi konuşmalar, birçok travesti ve transseksüeller dinleme daha Mário de Andrade Kütüphanesi duyulmasını katıldı

São Paulo Belediye Başkanı Fernando Haddad (PT), Transcidadania Programı açılışında bazı sıkı etek ile bu öğleden sonra (29) gitti. O töreni, onların sorunları ve duyguları olmadan, ifade etmek isteyen insanlar için yaptığı konuşmada birkaç kez kesintiye uğradı. Daha program ve siyasi konuşmalar recitations dinlerken daha birçok travesti ve transseksüeller merkezi bölgede, duyulmak için, Mário de Andrade Kütüphanesi katıldı. Ve bu yüzden oldu. Ruhları içermesi için, belediye başkanı daha sonra bunları konuşmak için üstlenmiştir söylemek için konuşma kesildi: “Burada herkes zamanı var,” dedi. Ancak odadan çıktı ve sayısız şikayet duydum.

travesti ve transseksüel nüfus dahil ile ilgilenen programı, başlangıçta 100 kişiye hizmet edecek. Hepsi vardı, ama Haddad, bir fotoğraf veya kişisel şikayet oldu yanında çok vardı diğerleri, bir boşluk aradı. Belediye başkanı ona eşlik İnsan Hakları ve Yurttaşlık, Rogerio Sottili, belediye sekreteri sorunu aktararak durum geldi.

Sottili şehir Hedefleri gelen Programında yer alan Transcidadania resmileştirilmesi ile görevine mühürler (61 hedef – cinsel çeşitliliğe homofobiyi ve saygı ile mücadele için kalıcı eylemler geliştirmek). Sonraki Pazartesi (3), bu Senatör Eduardo Suplicy (PT) için yazı sunar.

Haddad belediye okulların eğitim kayıtlarında travesti ve transseksüellerin sosyal adı dahil ve kullanıma sunan, City Resmi Gazete’de, protokol imzalandı bugün yayınlanan (Görünürlük Trans Ulusal Günü) ne zaman dinleyicilerin sevinç özel bir andı. Hıristiyan ismi ile ele alınması, bir transseksüel veya travesti hayatında önemli engellerden biridir. “Biz bir ayrımcılığa nüfusa ulaşmak için bugün gurur olmak zorunda,” belediye başkanı söyledi.

Aline Marques, programın yararlananlar temsilcisi, teknik ses kahkahalar çekerek, ince ayar sesinizi verildi istedi, mizah bol söz aldı. Bir dakika sonra, gözyaşları içermiyordu, dışlanma deneyimlerini rapor. Konuşma titreyerek, şöyle konuştu: “Birçoğumuz okulda olmak istiyorum, işgücü piyasası, ancak, …, bize lütfen yardım Yerimizi işinde köşelerin stigma muzdarip”

program
Transcidadania eğitim ve mesleki eğitim 30 saat haftalık çalışma saatleri karşılayan üyeleri için bir R $ 840 burs hakkı. Bu Haddad göre, genişletilmiş gereken iki yıl süren bir programdır.

Altı bölümlere ilişkin Eylemler programının bir parçasıdır. Kuşkusuz, en ünlü kenti iki Temel Sağlık Birimleri (BHU) hormon tedavisinin tedavi dahil oldu.

Sottili 100 iş sembolik bir sayıdır, ama bu olduğunu kabul “bir sürecin başlangıcı.” Onun için o, görünmez değil bu nüfus için şehri sinyal için bir yoldur “Sen savunmasız, ancak ev sahibi, sağlık, sosyal refah, vatandaşlık ve eğitim gibi haklara sahiptir.” sekreter “neredeyse bizim toplumumuzda vatandaşlığa,” çünkü programın önyargı ve sosyal içerme için saldırı, homofobi karşı karşıya olduğuna inanmaktadır.

Vilayetin LGBT politikası koordinatörü, Alessandro Melchior, travesti ve transseksüeller ilk iki okullarda ağırladı olacağını açıkladı, Emef Celso Süt ve Cieja Cambuci, hem merkezi bölgede, değişen zamanlarda. Birçok geçim kaynağını, ama yavaş yavaş vatandaşlığı kazanma ve yeni yollar yaratıyoruz – O hemen projeye dahil olan fuhuş vazgeçmek beklenmiyor opines. Okullarda cinsiyet kimliğini, dışlanma başka güçlü noktası eşleşen tuvaleti kullanmak hakkına sahip olacaktır.

Yeni hayat
travesti Valeria Vogue, 47, Penha sakini, doğu tarafında, “şimdilik” bir fahişe olduğunu. Gün sınıfları 4 Şubat ve burada bir yıl ya da iki hayatını değiştirmek için pişirmek öğrenmek istiyorum Başlıyor. LGBTT nüfusu bir bağlantı olarak Transcidadania değerlendirir. “Burada, kategori daha birleşik gösterilen. Dış savaş, baskı, kıskançlık var.” Valeria kabul eksikliği 16 yaşında okulu bıraktı.

transseksüel Pernambuco Joyce Luiza Mendes, 41 değil, dört fahişe. O zamandan bu yana hangi fidan bakımı, ekolojik parkta çalıştı ve daha sonra Yaşlı Kültür Merkezi’nde, Geçici Meslek Programı’na katıldı. “Ben Transcidadania çalışmak ve okul. O umutsuz kapıyı açacak inanıyorum.” Joyce durum düzelmez ise, o geri yıllardır fahişe, yani Brezilya’da aşağı kırılması Avrupa’ya gitmek için tercih ettiğini söyledi. O 13 yıl kadın cinsiyet kimliği ile kendini buldu. Dikiş gibi, pişirme ve yaşlılar için bakım.