Travesti ve gay derneğini kim yönetecek

Belki duymuşsunuzdur, bölgemizde Van Gençlik ve Ekoloji Derneği kuruldu. Bu dernek ne mi yapar? Birçok şey, ancak en önemli görevlerinden biri bireyleri cinsel yönelimleri açısından da desteklemeleri. travesti

Van Gençlik ve Ekoloji Derneği’nin tüzüğünün 2. Maddesi’nde “Dernek, işbirliği yapılmasında yarar gördüğü yerel, ulusal ve uluslararası kültürel, akademik ve / veya kadın, mülteci, sığınmacı, ekoloji, insan, gençlik, çocuk, cinsel yönelim alanında çalışan derneklere, ilgili yasal gereklilikleri yerine getirerek üye olabilir, ortak çalışmalar yürütebilir, maddi ve manevi dayanışabilir.” Ve Faaliyetler başlıklı bölümde “Dernek, sürdürülebilir yaşam, organik tarım, enerji, iklim değişikliği, kırsal kalkınma, eğitim, kültür, sosyal politika, sanat, cinsiyet, ayrımcılık, yoksulluk, mülteci, sığınmacı, gençlik, çocuk, engelli, cinsel yönelim alanlarında faaliyet gösterir.” deniyor. travesti

Mesele de burada başlıyor. Van Cumhuriyet Başsavcılığı derneğin tüzüğündeki “cinsel yönelimin desteklenmesi” başlığının Medeni Kanun’un 56. Maddesi gereğince ahlaka aykırı bir amaç olduğu iddiası ile derneğin feshi davası açtı.

Bu dava basında ve kamuoyunda niyeyse çok duyulmadı, LGBT haklarına olan duyarsızlıktan veya görmezlikten gelinmeye çalışılmasından olabilir. Ama her halükarda bu dava bölgemizde yaşayan “marjinal” bir kesim tarafından önemsenmekte. Kendilerini var edebilecekleri özgürlük alanları tehdit altında. travesti

Dernek tüzüğünde bulunan “cinsel yönelim” kavramı, bir çeşitliliğe gönderme yapıyor. Bilimsel verilere göre hayatta tek bir cinsel yönelim yok. Cinsel yönelim kavramı tüm yönelimleri kapsar (heteroseksüellik, homoseksüellik, aseksüellik… gibi). Dolayısıyla bunu sadece homoseksüelliğe mal etmek olsa olsa homofobi ile açıklanabilecek bir durum. Şaşırtıcı olmadığı için geçelim. Elbette ki bu derneğin açılmasını engelleyemeyecekler. Ülkemizdeki örnek yargı kararları, dernek tüzüğünde yasaya ve hayata aykırı bir hal olmadığını açıkça anlatmakta.

Örneğin Ankara Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü, Türk Medeni Kanunu 56. Maddeye dayanarak KAOS Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği’nin feshini talep etmiş zamanında ancak Ankara C. Başsavcılığı 2005/2247 numaralı takipsizlik kararında “Ahlak kavramının irdelenmesinde ise, insan topluluklarınca zamanla benimsenen, fertlerin birbirleriyle aile, toplum, devlet ve bütün insanlarla ilişkilerini düzenleyen kurallar, ilkeler ve inançlar bütünü olduğu, iyi kötü bağlamında olumlu kabul edilen davranışların toplamının ahlak olarak adlandırıldığı, ahlağın temel amacının toplumsal yaşamda düzeni sağlamak, bireyler arası ilişkileri kurallara bağlamak olduğu, toplumlara göre değişen, izafilik kavramı içeren ve yeni Türk Ceza Yasası’nın yapılandırılmasında 'cinsel yönelim ayrımcılığının' tartışıldığı bir dönemde, eşcinsel olmanın ahlaksız olmak anlamına gelmediği, gerçek olması gerekenin tüm ahlak bilimleri ile uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan 'insan iradesinin hür olması' gerektiği” söylenerek derneğin kapatılmasını gerektirecek ahlak dışı bir husus olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiş ve derneği kapatmamıştır. travesti

Yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2008 tarihli kararında, “Mahkeme hükmünün gerekçesinde derneğin adının ve amaçlarının kanuna ve ahlaka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, cinsel kimlik ve yönelim kişilerin kendi istemleriyle seçtikleri bir olgu olmayıp, doğuştan veya yetiştiriliş tarzından kaynaklanan ve kişilerin istemeyerek karşı karşıya kaldığı bir olgudur. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti veya transeksüel sözcükleri ile tanımlanan farklı cinsel yönelime sahip kişilerin varlığı herkesçe bilinen bir gerçektir…. Kişilerin kendi istemi dışında gerçekleşen böyle bir cinsel yönelime sahip olması yada bu kişileri tanımlayan sözcüklerin kullanılması ahlaksızlık olarak nitelendirilemeyeceği gibi, kanunlarımızda da yasaklanmamıştır.” denilmekte ve LGBT hakları korunmaktadır. travesti

Dernek yöneticileri bu kavramı kullanma amacını “endüstrileşen toplumda hak ihlaline uğrayan/ezilen tüm kesimleri kapsama niyeti” ile açıklıyor . Ne güzel değil mi, birilerinin bizim bölgemizde de ezilen tüm kesimleri kucaklamaya çalışması. İyi de bu arkadaşların haklarını kim koruyacak? Radikal demokrasi bu kesimleri kucaklar mı? “Elbette kucaklar” dediğinizi duyar gibiyim ama bizim bölgemizde değil. Bu derneğin avukatlığını bir komünist olarak ben yapıyorum, çünkü en tepeden “marjinal” oldukları ilan edilen LGBT aktivistlerini bölgemizde savunacak bir avukatın bulunması kolay değil. Düşünsenize devlet tüm Türkiye’de faaliyet gösteren LGBT derneklerine izin veriyor ama Kürt bölgesinde bu derneğin açılmasını engellemeye çalışıyor. Bu ayrımcılık değil mi, bu Kürt LGBT bireylerini örgütsüz bırakmak değil mi? travesti

Geçen yazılarda de belirtmiştik ya sosyalizm mücadelesi sadece gelecek güzel günler için değil bugünü güzelleştirmek ve yaşanabilir kılmak içindir diye. Günümüzde bölge, ırk, cinsiyet farkı gözetmeden insanları savunabilmek için de sosyalizm mücadelesi içinde olmak gerekliliğini bu dava süreci ile bir kez daha görmüş olduk. Daha neler göreceğiz bakalım…

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti ve gay hakları için Chpli vekilden tam destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve travesti vatandaşları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformun’un hazırladığı nefret suçları taslağının tüm milletvekilleri tarafından benimsenmesini ve oy birliği ile hayata geçirilmesini istedi. travesti

Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye ile AB işbirliğinin önemli alanlarından birisinin ayrımcılık, nefret suçları ve şiddet olduğunu ifade eden Aykan Erdemir, bu konuda Türkiye’nin önde gelen sorunlarından birisinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yönelimi olduğunu söyledi. Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve transları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini ifade etti. TBMM’nin ve tüm partilerden milletvekillerinin insan hakları ve demokratikleşme çabalarının kapsamına LGBT vatandaşların sorunlarını ve çözüme dair programlarını yerleştirmeleri gerektiğinin altını çizen Erdemir, “TBMM, homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddet söz konusu olduğunda bu mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda değildir. Türkiye’nin tabi olduğu uluslararası rejimin baş aktörü olan BM, Avrupa Konseyi, AB ve AGİT gibi hükümetler arası kuruluşların sayısı her geçen gün artan belgeleri hükümete ve siyasi partilerimize kılavuzluk edebilir” dedi. travesti

LGBT savunucu örgütlerin temsilcilerinin de izlediği basın toplantısında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın sona erdirilmesine ilişkin asıl ve en güçlü talebin Türkiye Cumhuriyeti’nin lezbiyen, gay, biseksüel ve trans vatandaşlarından geldiğini ifade eden Erdemir, “Mahiyetinde büyük eksiklikler taşıyan nefret suçları düzenlemesinde ülkemizde bu tarz suçların birincil hedefi konumundaki LGBT bireyler dışarıda bırakılmıştır. Gönül ister ki Meclisimizdeki tüm siyasi partiler, tüm milletvekilleri Türkiye toplumunun ortak iradesini yansıtan Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu’nun nefret suçları taslağını benimser ve oy birliği ile en kısa zamanda hayata geçirir. Bu duyarsız tavır göstermektedir ki, AK Parti hükümeti LGBT yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir. Hükümetin geçen sene uluslararası basında büyük yer bulan eşcinsellere özel hapishane tasarısı da bu gözden uzaklaştırma anlayışını açığa vurmuştu” diye konuştu. travesti

Ankara Travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti, Travesti Siteleri, Travestiler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

O travesti ayakkabı boyacısı oldu

İstanbul'da uzun yıllar zorla fuhuş yaptırılan ve daha sonra satıcılardan kaçarak fuhuşa tövbe eden travesti Adana'da ayakkabı boyacılığı yaparak geçimini sağlıyor.

İstanbul'da 30 yıldır zorla fuhuş yaptırıldığını iddia eden 40 yaşındaki Ü.A. isimli travesti, satıcılarından kurtulduktan sonra fuhuş yapmaya tövbe edip geçimini Adana'da ayakkabı boyacılığı yaparak sağlamaya başladı.
Çevresindekilerin saldırıları yüzünden hala hayata tutunamadığını ifade eden Ü.A., onuruyla para kazanmak için mücadele ettiğini belirterek, "Ya benim ekmeğimi burada verin ya da mezarımı burada kazın. Başka herhangi bir şey istemiyorum" dedi.

BABASI VE AĞABEYİ, ANNESİNİ ÖLDÜRDÜ
Çok küçük yaşlarda gözlerinin önünde babası ve ağabeyinin annesini öldürmesiyle ilk travmasını yaşayan Ü.A. (40) ilerleyen yıllarda üvey annesinin, beraberindeki kardeşiyle beraber evden kovmasıyla hayatının dönüm noktasına girdi. Ü.A., 10 yaşından bu yana erkeklere zorla pazarlandığını vurgulayarak daha sonra farklı operasyonlarla travesti kimliğine büründüğünü anlattı. Ü.A., bu süreci "Kardeşimle beraber aç kaldık. Bir insandan ekmek istediysek mutlaka karşılığını istedi. Ne geldiyse tanıdıktan geldi. Bir kere girmiş olduk, battıkça battık" cümleleriyle beyan etti.
"Ama şükürler olsun artık helal para kazanıyorum" diyen Ü.A., gördüğü rüyayla hayatında yeniden bir dönüm noktasına girdiğini ve İstanbul'da kendisine zorla fuhuş yaptıranları 30 yıl sonra nasıl atlattığını şöyle anlattı:
"Geriye baktığımda pişmanım. Fuhuşa tövbe ettim ve bir senedir bıraktım. Rüyamda bir birahanedeyiz, önümde de bir ayakkabı boyası sandığı var. Polisin birisi geldi, 'Sen arkama geç' dedi, 'Ne olursa olsun, helal ekmek kazandığın sürece ben seni korurum' dedi. Ondan sonra tövbe ettim. İstanbul'da çalışmayı bıraktıktan sonra beni 3 kişi öldürmeye kalktı. 'Allah'ım sen beni koru' dedim. 3 kişinin elinden bıçak düştü, Allah korudu beni. İstanbul'da ölmesem katil olacaktım, Adana'ya geldim. Neler neler yaşadım, İstanbul'u terk ettim."

"YÜZÜME TÜKÜRÜP HAKARET EDİYORLAR"
İstanbul'dan Adana'ya 5 gün önce geldiğini belirten Ü.A., Adana'ya gelme sebebinin sıcak iklimi ve Adanalıların cana yakınlığı olduğunu dile getirdi. Yalnız başına hayatını sürdürdüğünü dile getiren Ü.A., şehirte herhangi bir LGBTİ topluluğu tanımadığını da sözlerine ekledi. Karşılaştığı insanların sandığı gibi cana yakın olmadığından yakınan Ü.A., cadde ve sokaklarda ayakkabı boyacılığı yaptığı zamanlarda aşağılanmalarını, yaşadığı taciz ve zorlukları şöyle anlattı:
"Bir şey yapıyorlarsa mutlaka karşılığını istiyorlar. 'Sandığı bırak akşam kebap yiyelim, rakı içelim' diyorlar. Söyledikleri işi yapmadığımı anlatıyorum. Helal ile haramı karıştırmam. Yapmadıklarını bırakmıyorlar. Sandığıma tekme atıyorlar, yüzüme tükürüp hakaret ediyorlar. Geldiğim günden bu yana bu işi takdir eden ya vardı ya yoktur. Güzel insanlar zaten güzel ama karşılaştığım kişiler 4-5'i geçmez."

"HELAL PARA KAZANMAK EN GÜZELİ"
"Helal bir ekmek yapayım, bu memleketten gideyim" niyetiyle geldiği Adana'dan İstanbul'a tekrar geri dönmek istemediğinin altını çizen Ü.A., şöyle devam etti:
"Para buldukça otelde kalıyorum, bazen kalamıyorum; sabaha kadar dolaşıyorum. Ne ev bulabildim ne bir şey. Ayakkabısını boyayacağım insanlar fiyatını beğenmiyor, 'Başka yerde 1 lira' diyor. 'Yok' desem bu sefer aç kalacağım, ne yapayım? Kurda kuşa yem etmesinler bu saatten sonra. Helal para kazanmak en güzeli. Herkese nasip olur inşallah. Tövbe edip bıraktıktan sonra bu şekilde en güzeli. Huzurla uyuyorum. Huzurla yatıp huzurla uyanıyorum. Adanalılar'dan rica ediyorum. Ya benim ekmeğimi burada verin ya da benim mezarımı burada kazın."

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , her kitabını okudum ama bunu okumadım !

Çok satan kitapların yazarı Ayşe Kulin, "Gizli Anların Yolcusu" romanının devamı niteliğindeki yeni romanı travesti "Bora'nın Kitabı"nı ilk kez Söz Sende programında Balçiçek İlter'e anlattı. Romanında eşcinsel iki gencin aşkını anlatan Kulin, eşcinsellerden aldığı tepkilere de değindi. Ünlü yazar, "Bana Melih Gökçek'le birlikte homofobi ödülü verdiler, çok gücüme gitti." diye konuştu. Türkiye gündemindeki gelişmeleri de değerlendiren Ayşe Kulin, içkili mekan bulmanın zorlaştığını anlatarak, "Gitgide muhafazakarlaşıyoruz, bu beni korkutuyor." dedi. Kulin, Balyoz davası kararlarına da "Bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk" diyerek tepki gösterdi.

İşte Yazar Ayşe Kulin'in o açıklamalarından satır başları…

EŞCİNSELLİĞİN EL KİTABINI YAZMADIM
Romanımda eşcinselliği konu aldığım için bir akrabam bana, "Senin her kitabını okudum ama o kitabını okumadım." dedi. Başka bir kız arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Eşcinseller hakkında ilk roman yazan ben değilim. Ama eşcinsel olmayıp da yazan pek yok. Çok satan bir yazar olarak, eşcinsel olmayan biri olarak ilk defa ben yazdım. İki erkek arasındaki aşkı anlattım… Bazı okurlarımın tepkisinden çok korkmuştum ama korktuğum gibi olmadı, kitaba bayıldılar. Pek çok eşcinsel bana onların dünyasını edebiyata taşıdığım için teşekkür etti. İyi yansıtamadığım yönünde eleştiriler de aldım tabii. Ama ben bir roman yazdım, romanda iki adamın aşkını anlattım. Ben eşcinsellerin el kitabını yazmadım.travesti

HOMOFOBİ ÖDÜLÜ ÇOK GÜCÜME GİTTİ
Bana Homofobi ödülü verdiler. Davet etseler giderdim ve onlara niye yanlış yaptıklarını söylemek isterdim. Melih Gökçek ile bana o ödülü vermeleri çok gücüme gitti. O belki haketmiş olabilir bilmiyorum, ama ben haketmediğime inanıyorum. Homofobi bir insanlık suçudur. Kitabı beğenmemiş olabilirler, eleştirirler o ayrı bir şey. Ama homofobi suçu işlemek çok ağırdır, nefret suçudur. Eşcinsellerin bu ülkede çok hırpalandığını düşünüyorum.

KİMİ DUA EDEREK, KİMİ İÇEREK SAKİNLEŞİR
Her zaman muhafazakardık, ama giderek daha da muhafazakarlaşıyoruz. Bu beni korkutuyor. Şeriat gelmesinden falan korkmuyorum. Şeriatın gelemyeceğine eminim. Ama muhafazakarlaşmak, değişime direnmek iyi bir şey değildir. Toplumların önünü kapatır. Ve erkek her zaman baskın çıkar. Mesela içki içmek iyi bir şey değil, ama hayatın bir parçasıdır. Kimileri dua ederek, kimileri de içki içerek sakinleşir. Sakarya'ya imza gününe gitmiştik. Çıktık, canım soğuk bira çekti. Kilometrelerce yürüdük içki içilebilecek tek bir meyhane bulamadık. Bu bir mahalle baskısıdır, korkutuyor. Biz başını kapayan kadınlara uzun yıllar saygı göstermedik, belki de bunları hakettik. Şimdi onlar rövanşlarını alıyorlar.travesti

ORDUMUZU TESLİM ETTİKLERİMİZİ İÇERİ SOKTUK
Ben her zaman bir hukuk devletinde yaşamanın özlemini çektim. Bana nasip olmadı, görüyorum ki ben öyle bir ülkede yaşayamadan göçüp gideceğim. Bu beni rencide ediyor. Bu ülkede yaşamaktan korkmuyorum, daha kötü zamanları da gördük. Ama bir türlü normalleşemiyoruz ve bu beni çok üzüyor. Hata üzerine hata yapıyoruz. Mesela 27 Mayıs bir hataydı. Son çıkan Balyoz kararları da bir hata. Yapılmamış bir darbenin suçluları olarak bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk. Bu çok yaralayıcı bir şey. Aynı padişahlara "hain padişahlar" demek gibi…

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , katili sevimli panda yavrusunu benzettiler …

Ben, “siz kimsiniz” diye sorduğunuz, “o kadar küçük bir azınlıksınız ki” diye küçümsediğiniz travesti “musibet”lerden biriyim. Kartlarımızı en baştan açalım; birbirimizden haz edecek kişiler değiliz. Zaten kendi adıma böyle bir çabam da yok. Aksine, sizi birazcık rahatsız edebilirsem, bu akşam başınızı yastığa, “her akşamki kadar” rahat koymanızı iki saniye olsun geciktirebilirsem ne mutlu bana!.. Gerçi artık bunun için benim bir çaba harcamama gerek yok çünkü sponsor firma programınızdan desteğini çekmekle kalmadı, gelen güzel bir habere göre CHP Milletvekili Sayın Aylin Nazlıaka’dan sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da harekete geçerek sizi RTÜK’e şikayet etti (Farkındaysanız artık iddia ettiğiniz kadar küçük bir azınlık değiliz). Bu arada bilginiz olsun, hayatımda hiç botoks yaptırmadım, o nedenle yüksek nazarınızda sizi eleştirebilme hakkına haiz kişilerden biri olduğuma inanıyorum (Sırası gelmişken, söylesenize, orta yaşlı bir kadın olarak botoks yaptırmayarak iyi mi ediyorum kötü mü? Hayır, yani siz estetik operasyonlar konusunda deneyimlisiniz ya, çok iyi bilirsiniz, onun için soruyorum). Ayrıca stüdyonuza doldurduğunuz; stüdyo şefinizin komutuyla alkışlayıp, stüdyo şefinizin komutuyla baş sallayarak onay veren, ara sıra kameralara “dalgın dalgın” bakarken yakalanan konuklarınızdan azade, dilediğim tepkiyi gösterebiliyorum hamdolsun.travesti

Özellikle gelen eleştirilere cevap verdiğiniz bölümü tekrar tekrar izledim, hem de yer yer durdurup başa alarak. Her ne kadar “Kadırgalı Aysel” havalarında, “Bunlar bana vız gelir tırıs gider anam” tavırlarıyla konuşsanız da, sinirden kemiklerinize kadar titrediğiniz o kadar net hissediliyordu ki. Bir ara elinizdeki kâğıdı kenardaki görevlilere vermeye kalktınız, sonra “Ay bunu niye size veriyorum, bilmiyorum” dediniz. “Şunu da söyleyip konuyu kapatıyorum” dedikten sonra yaklaşık üç dakika konuştunuz. Zaten benim nazarımda hiçbir zaman başarılı bir oyuncu değildiniz ama kabul edin, o “umurumda değilsiniz” performansınız gerçekten dökülüyordu. Bir ara öfkemi unutup halinize acırken yakaladım kendimi.

Baktım da ilk gün “Siz hiç bu kadar güler yüzlü bir katil gördünüz mü” diyerek sevimli bir panda yavrusuymuş gibi takdim ettiğiniz, iki kadının katili olan şahıs, gelen tepkiler üzerine ertesi gün “o adam” oluvermiş hemen. Şunu aklınıza sokun ki “Babam olsan affetmezdim, seni Allah affetsin” şeklindeki sözleriniz, “o adam”a “Bir erkek karısını niçin öldürür” diye sormanızı asla affettirmez. Sahi, o soruyu sorarken neydi amacınız? Kadınlara “Bakın bacılarım, bunları bunları yaparsanız öldürülürsünüz, aman ha” diyerek aba altından sopa göstermek mi? Aydınlatırsanız çok sevinirim çünkü benim aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Saydığı sebeplerden hangileri kabul edilebilir türdendi sizce? Her şeyi bir kenara bırakın, siz “o adam”ın evleneceği üçüncü kadın olmaya cesaret edebilir misiniz? Geçmişinizi, şimdinizi ve geleceğinizi şöyle bir gözünüzün önüne getirin; kendinizi “o adam”ın öldürmeyeceği kadınlardan biri olarak görebiliyor musunuz? Kaldı ki, son zamanlarda patlak veren her türlü rezaletin, skandalın, sahtekârlığın, alçaklığın faili çıkıp “Ben sadece Allah’a hesap veririm, yukarıda o var, o benim içimi biliyor” laflarını o kadar sık söyledi ki, sizin o “Seni Allah affetsin” sözünüz vicdan sahibi, adalete susamış insanların yüreğini bir kez daha dağlamaktan başka bir işe yaramadı.travesti

“O adam”ı programınıza çıkarmanızın zaten başlı başına bir hata olmasını geçtim, haydi çıkardınız, sonrasında, iddia ettiğiniz kadar dürüst, içten, duyarlı, dobra, vs… bir insansanız yapacağınız bir tek şey vardı, “Hata ettim, eleştirmekte haklısınız” deyip özür dilemek. İnanın şu an çok daha huzurlu olur, kameraların karşısında sinirden zangır zangır titremez, bu kadar tepki çekmez, sponsorunuzu kaybetmez, botokssuz üyelerden oluşan Aile Bakanlığı’nı karşınıza almaz, RTÜK’le MTÜK’le uğraşmak zorunda kalmazdınız. Ama siz ne yaptınız? Yaranmak için her gün bin bir takla attığınız düzeni arkanızda hissederek sizi eleştirenlere söylemediğinizi bırakmadınız. “Çok çile çekmiş bir kadın” olduğunuzu iddia etmenize rağmen hedef aldığınız ilk kişi yine bir kadın oldu (Bu arada bu yazıyı yazarken gözüm sürekli Internet’te. Son gelişme olarak, Sayın Nazlıaka’dan sonra bir başka kadın milletvekilinin, Sabahat Akkiraz’ın da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağı haberi geldi. Ona ne tepki göstereceğinizi merakla bekliyorum. Sonuçta onun da maaşını siz(!) ödüyorsunuz ya). Nazlıaka gibi meclisin yüz aklarından biri olan bir milletvekiline, bir KADIN milletvekiline hiç sıkılmadan “Sen kimsin ki? Kadınlar için ne yaptın ki” diye sorabildiniz. Ne hikmetse bu “Sen kimsin ki” sorusuyla da, “Biz biliriz bizzz! Biz yaparız bizzz!” tavrıyla da bir süredir bıkkınlık verici boyutlarda karşılaşıyoruz. Eleştirilere cevap verirken vergi rekortmeni oluşunuzu anmanız, seyircilerinizin arkanızda olduğunu hatırlatma gereği duymanız da yabancı gelmiyor. Yakın geçmişte iki yoğun seçim dönemini geride bırakmış bir toplum olarak meydanlarda “duble yol yaptırmak”la övünenlere, toplumu yüzdelik dilimlere bölüp bazı kesimlerin “halkım” “kardeşim” diyerek sırtını sıvazlayanlara aşinayız artık. “Benim anneciğim de çok çekti” şeklindeki sözleriniz de, yine yakın geçmişte gına getirecek ölçüde tanık olduğumuz “mağduriyet” kartının oyuna sokulmasını getirdi akıllara.

Anlıyorum, çaresiz kalınan bu tür durumlarda en iyi savunma yöntemi saldırıdır ama bu yöntemi uygularken aynı hedeflerin seçilmesi ne kadar manidar ve bu zihniyetin ülkeyi bir hastalık gibi baştan aşağı sarmış olması ne kadar büyük bir talihsizlik.

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti ye nabız yoklaması !

Travesti nabzınızı tutuyor, dermanınızı söylüyor. Valla zor iş. Kameratör arkadaşı Buse ile birlikte elinde mikrofon, haber peşinde koştururken, tesadüfen karşılaştığı bir kısım vatandaşa sorulmak üzere özene bezene hazırladığı sorular şu şekilde:

1- Trans nedir?
2- Travesti nedir?
3- Çocuğunuz travesti olsa ne yapardınız?

Aktivistlikten mesleğine vakit ayıramadığı için iki yakasını bir araya getiremediğini anlatan seks esnafı Saime hanım (45), henüz portakalda vitamin formunda sırasını bekleyen müstakbel çocuğunu, travesti olması halinde evlatlıktan reddetmekle tehdit etti. Zalim kadın, ondan uzak durması koşuluyla çocuğundan gelecek para yardımını memnuniyetle kabul edebileceğini, hiç lafı dolandırmadan söyleyebildi. Çocuk, başta dişlerinin tedavisi olmak üzere sağlık giderlerini de üstlenirse eğer, elbette onu da geri çevirmeyecekmiş.

Muhabirimizin "Bu kadar canavar olmayın" şeklindeki ısrarlı ikazlarına aldırmadan "Ben kendime dönmenin anası dedirtmem" diye çığlıklar atan Saime, yine ısrarlar üzerine çocuğunun mahalle sınırları dışında arkadaşlarıyla vakit geçirmesine ise "Olur belki ama bizim oralara gelmesinler" diyerek açık kapı bıraktı.

"Çocuğunuz travesti olsaydı ne yapardınız?" tahmin edebileceğiniz gibi Saime tarafından cevaplandırılan soruydu.

Aktivizmle uğraştığı için başını kaşımaya vakit bulamadığını belirten Başak, çalışmadığı yerlerden çıkan ters bir soruyla şoke oldu. Başak "Travesti nedir?" sorusuyla uğradığı kamyon kazasına, "Hadi yavrum kemiiiik!" şeklinde nağralanarak tepki verdi. Fırlattığı zarların pencüse gelmesi üzerine uzun uzun düşündükten sonra Başak, muhabirimize "E şıkkı olsun" dedi.

Bir uykudan mı uyandırılmıştı, yoksa hala uyuyor muydu net olarak anlaşılamayan Yusuf ise, artık ne alakaysa, sektörel daralmanın istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinden dem vurdu. Oysa, muhabirimizin de tane tane sözcüklerle ifade ettiği gibi, soru gayet kısa ve öz: "Sizce trans nedir?" Arada kutuplarda olmayı istediğine dair parça tesirsiz bir lakırdı ettiyse de, bu sözleriyle, soruyu mu sorduğu yoksa, kaldığı yerden devam ettiği rüyasına dahil bir repliği mi sayıkladığı açıklığa kavuşturulamadı.

Yayında ve yapımda emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bir başka nabız yoklamasında buluşuncaya kadar hoşçakalın. ALINTIDIR …

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , saçlarının kök hücreleri ne cinstir ?

Bizim sık sık tez yazmak isteyen ziyaretçilerimiz olur. Aslında hepsinin tezinin konusu travesti kendileridir. Şöyle bir konuşma hayal edebilirsiniz:

- İyi günler efendim. Ben filanca üniversitede okuyorum. Translar ne yer? Ne içer? Nereye sıçar? Boku ne renktir? Saçlarının kök hücreleri ne cinstir? Kıçlarında ne kadar kıl biter? Bunları öğrenmek istiyorum. Bu dersim için çok önemli.

- Done biz miyiz? Aslında düşünürsek, hepimiz biraz doneyiz. Hiç kendimizden dışarıya çıkmasak, biraz daha kolay yazarız yazacaklarımızı.

- Yok efendim. Ben heteroseksüelim. Sizlere saygım var. Ama tezimin konusu bu olduğu için bu görüşmeyi yapmam gerekiyor. Bu benim için çok önemli.

- Anladık, anladık. İnşallah tezin on santimle başlar, yirmi santime kadar bulursun. Gel lan, sor ne soracaksan. travesti

- Siz de herkes gibi yedi yaşında mı hissettiniz?

- Evet. Nerden bildiniz? Hani ilk görüşmeci bendim? Sorduğu sorunun cevabını da biliyor ayol. Neyse sor yavrum.

- Göğüsleriniz silikon mu?

- Niye söyleyeyim bunu? Yani bu soru nereden geldi?

- Çok merak ediyorum. Tezim için önemli.

- Silikon. Doktora yaptırdım.

- Hangi doktora. Telefonunu verebilir misin?

- Ya tez için telefona ne gerek var? Öyle şey mi olur?

- Hangi hormonları kullandınız? Bana isimlerini verebilir misiniz? Hangi eczanede satılıyor?

- Bunu söylemek zorunda mıyım? Evet, karanlık dünyadan alıyoruz bu hormonları. Bunu neden soruyorsun?

- Tez için soruyorum efendim. İlk kıyafetlerinizi ne zaman giyindiniz? Orospuluktan başka çare yok mu? Üniversiteli translar var mı? Onlar da mı orospuluk yapıyor? Translar için hiç iş alanı yok mu? Hangi ilaçları kullanıyorsunuz? Gerçekten kendinizi kadın gibi hissediyor musunuz? Çok güzelsiniz. Kadın gibi olmuşsunuz. Tezim için çok önemli bütün bunlar. Sikiniz de kalkıyor mu acaba? Sormam gerekiyor. İlaçları kullandıktan sonra sikiniz kalkıyor mu?

- Evet bütün bu soruların tezin için çok önemli olduğunu biliyorum. Aslında belki imparatorluğun ilk temellerini atıyorsun bu sorularla. Sor bakalım. Sor söyleyeyim hepsini. Anlatayım. Şurada, köşedeki eczaneye gidiyorsun. Hayriye Abla derler, üç lira fazla veriyorsun, hormonunu alıyorsun. Kör Mehmet var aşağıda, iğneci, o vuruyor iğnemizi. İğne parası biraz fazla tutabilir. Bunlar tezin için lazım. Not etmezsen unutursun. Kılsavar Necmiye’ye de epilasyona gideriz. O da sizdendir, pardon, o da vaktiyle tez hazırlamış sizin gibi. Ama tezden sonra kıl alma işinde şansı yaver gitti. Sizin gibi gayet beyefendi biridir.

Tezveren imparatorluğu

Gelirler, her şeyi sorarlar. Bakış normal, algı normal, dışkı normal gibi her şeyi işaretleyip giderler. Lan geri zekalı. Bu soruları bana nasıl sorarsın? Ben kobay mıyım? Sanki fareyim. Yıllardır ne yiyip ne içtiğime kadar sordunuz. Saçımdan kıl kökü örnekleri aldınız. Meni örneklerimi aldınız, DNA’mı aldınız. Farketti mi? Fark, esnekliği. Daha çok kullanırsan, daha çok esnetirsin. Başka bir fark yok.

Bunlarla görüşmek de zordur anam. Bir sonra, bir kıza da müşteri olarak gidecek. Orospu çocuğu. Ne yaptığını öğrenecek. Sonra da ne olacağı belli.

Bazıları böyle kabul ediyor. Okuya yaza… Bunları da anlamam. Ben yedi yaşında oturuverdim tüm gerçekliğe. Bazıları da okuyarak yazarak kabul ediyor. Okur yazarını da ilk defa görüyorum. Yeni çıktı bunlar. İnternetten öğreniyorlarmış. Biz parktan öğrenirdik imparatorluk kuracağımızı. Hamamlara giderdik, sinemalara giderdik, buluverirdik birbirimizi. Akın akın dolardık. Bir grup oluştururduk, fırtına gibi bir grup.

Bu imparatorluğu kurmak için birlikte yola çıktığım yoldaşlarımın hepsi öldürüldü. Bir ben kaldım. Benim yaşımda kraliçe yaşamaz biliyor musun? Aslında öldürüleceğini bilirsin, kraliçe olduğunda. Kraliçe olursun ama öldürülürsün. Her kraliçe öldürülür aslında. Evet her kraliçe öldürülür. Yatağında ölmez. Kraliçe olmak için aslında öldürüleceğini kabul etmen gerekir. Bazıları bu gerçekliği kabul etmekte zorlanır. Tez yazdıklarını söylerler. O anketlerin her sorusunun cevabını bilirler aslında. Kraliçe olduklarında, öldürülecekler. Benim yaşıma kadar yaşayabilmiş çok az kraliçe vardır. Çoğu 20’li yaşlarında ya TEM’de ölür ya da iş kazasında savaşırken ölür. En fazla savaş zayiatı, travestiler içindeki savaşçılardan çıkar.

ALINTIDIR …

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , polis bizi gezici sandı !

"AK Parti LGB travesti Bireyleri" adlı grup,  AKP'nin birçok mitinginin yanısıra, İstanbul ile Ankara arası mesafeyi 3,5 saate düşüren Yüksek Hızlı Trenin açılışına katılmış ve fotoğrafları twitter hesaplarından paylaşmıştı.

7 Eylül Pazar günü "uyuşturucuya hayır" yürüyüşü yapmaya hazırlanan AK LGBT'lere KAOS-GL yazarı Deniz Deniz'den eleştiri geldi.

KAOS-GL sitesinde "Destur! Ak ibn.ler geliyor!" başlıklı bir yazı kaleme alan Deniz, "Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar." yorumunda bulundu.

"Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi." diyen Deniz, Tayyip Erdoğan'ın eşcinsellere karşı tutumuna da değineren AK LGB travesti üyelerinin bu politikalara sessiz kalmasını eleştirdi.

Deniz Deniz şunları yazdı:

"Efendim sosyal medyada iftar sofralarıyla kendilerini duyuran bu arkadaşlar nihayet ilk eylemlerine de imza atacaklarmış. Ak LGBT Bireyleri toplumumuzun kanayan yarası uyuşturucuya karşı Beyoğlu’nda yürüyüş tertiplemişler. Vay be, şu toplumsal hassasiyete bakar mısınız? Dikkat edin, mesela homofobiye karşı veya trans bireylere yönelik ayırımcılığa karşı ve dahası mesela son kurbanı Figen olan LGBT bireyler arasında giderek artan intihar vakalarına falan dikkat çekmek için değil uyuşturucu sorunu için yürüyorlar. Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar. Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi. Eylemlerine diğer LGBT örgütlerini de çağırmışlar. Umarım yüksek düzeyde katılım olur ama diğer örgütlere mensup ve sosyal medyada sarılı sigarayla yaptıkları "kafam bi dünya" modundaki paylaşımlarıyla ünlü bazı aktivist arkadaşların da bu eyleme iştirak etme ihtimalini düşündükçe, ahanda buyrun yine gülme krizine giriyorum."
Facebook’ta kurduklarını söylüyor. 30 Mart yerel seçimlerde AK Parti başarısını kutlayan üç kişi olarak böyle bir grup kurmaya karar verdiklerini dile getiren Güneş, sayılarının kısa sürede bine yaklaştığını dile getiriyor. Aralarında doktor, avukat olduğu gibi imamlar da var. AK LGB travesti üyeleri Başbakan’ı çok seviyor. Hakkındaki “hırsız” suçlamalarına kesinlikle inanmıyorlar. Güneş, “Onu sadece kalbimizi çalmakla suçlayabiliriz” diyor.

Ak Parti’nin LGBT politikalarını ise şiddetle eleştiriyorlar. Amaçları Ak Parti’yi dönüştürmek. Başörtüsü sorununun 10 yılda çözüldüğü bu toplumda çok da aceleleri yok. Üstelik sevgilileriyle elele gezebilme imkanına da AK Parti döneminde kavuştuklarını söylüyorlar. Güneş; “Elbette mücadele eden eşcinsellerin katkısı büyük ama ülke yönetimi istese bu konuda daha sert tedbirler alabilirdi, almadı.”

GÜNAH OLABİLİR AMA …

Kendilerine en çok eşcinsel yaşamla dindar yaşamın birarada yürümeyeceği yönünde eleştiriler geldiğini söyleyen Güneş, “Eşcinsel yaşam günah olabilir. Ancak pek çok insan içkinin günah olduğunu bilerek içki içmeye devam ediyor. Önemli olan imandır. Lut kavminin lanetlenmesi de eşcinsel ilişkiden çok çocuklara, havyalara tecavüz gibi sapıklıklardır” diyor.

GEZİCİ SANINCA KÖTÜ DAVRANDILAR

Melih Güneş mitingde nasıl tepkiler aldıklarını şöyle anlattı; “Polis bizi “Gezici” sandı ve kötü davrandı. Kimi vatandaşlar da bayrağın PKK bayrağı olduğunu düşündü. Kendimizi tanıttık. O vakitten sonra sadece gülüşmeler oldu. Ama bir taraftan da orada olduğumuzu gören LGBT arkadaşlarla tanıştık. Bayrağı adeta Başbakan’ın gözüne sokarcasına salladık. Gördü ama bir şey söylemedi. Bir şey söylememesini olumlu karşılıyoruz. Bu şekilde mücadeleye devam edeceğiz. En önemli sosyal projelerimizden biri muhafazakar eşcinselleri kötü niyetli LGBT’lilerin bulunduğu ortamlardan çekip kurtarmak.

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , 1 Eylül Barış Günü ‘nde toplandılar !

Kendini Kürdistani LGB travesti İ örgütleri diye tanımlayan Amed (Diyarbakır) Keskesor LGBTİ Oluşumu, Dêrsim (Tunceli) Roştîya Asmê LGBTİ Oluşumu, Qers (Kars) Homofobi ve Transfobi Karşıtı Platform, Dîlok (Antep) ZeugMadi, Meletî (Malatya) Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gençlik İnsiyatifi, İstanbul Hevî LGBTİ İnsiyatifi oluşturdukları Kürdistan LGBTİ Platform adına 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair ortak çağrı metin yayımladı.
 
Kürdistan LGBTİ Platformu, heteroseksist, ataerkil, erkek egemen anlayışın LGBTİ ve  kadın katliamlarını durdurmak için, heteroseksizme, emperyalizme, savaşa, faşizme, militarizme karşı 1 Eylül’de alanlara çağırdı.
 
Yüz binlerin bu yıl da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde alanlarda barış, özgürlük ve kardeşlik taleplerini dile getireceğini belirten Platform, “Onurlu bir barış onurlu bir direniş çizgisi temelinde olur. Yaşasın halkların onurlu direnişi ve barış mücadelesi “dedi.
 
Hükümet’in, Kürt sorununda askeri ve siyasi saldırılarla sürdürdüğü savaş çizgisinin yeni ve daha derinleşmiş bir çatışmayı ortaya çıkardığını ancak tüm bunlara karşı barış umudunu ayaklar altında ezdirmeyeceklerini vurgulayan Platform, savaşın yarattığı şiddet ve yıkıma dikkat çekti:
 
“Savaş LGBTİ’lere ve seks işçilerine ağır bedeller ödetiyor”
“Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada silahlar konuştukça kadınlar, LGB travesti İ bireyler, çocuklar, yoksullar başta olmak üzere bütün insanlar ağır bedeller ödüyor. Şengal’de, Rojava’da, Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta tüm Ortadoğu’da insanlık kitlesel biçimlerde katlediliyor. Amerika’da siyah halka yönelik saldırılar, Çin’de Uygur Türklerine yönelik zulüm ve soykırım devam ediyor. Başta Dîlok (Antep), İstanbul, Mêrdîn (Mardin), Gumgum (Maraş) olmak üzere Suriyeli mültecilere karşı nefret saldırıları güm geçtikçe artıyor. Seks işçileri Kürdistan ve Türkiye’de baskılara maruz kalıyor, intihara sürükleniyor, katlediliyor. Mersin, Antalya, Amed (Diyarbakır) başta olmak üzere dört bir yanda translar eril zihniyet tarafından tecrit edilmeye çalışılıyor. Barıştan kastımız sadece ülkelerin savaşmaması değil, LGBTİ’lere, seks işçilerine, mültecilere toplumsal psikolojik sistematik savaşa dur diyoruz.”
 
Kadınların egemenler tarafından “savaş ganimeti” olarak görüldüğünü, şiddetin en ağır biçimine maruz kaldığını, pazarlarda satılan kölelere dönüştürüldüğünü hatırlatan Platform açıklamanın devamında şunları vurguladı:
 
Heteroseksizme ve savaşa karşı alanlara
“Heteroseksizme, emperyalizme, savaşa, faşizme, militarizme karşı sömürgeci zihniyetten hesap sormak için,
 
“Direnen Kürt, Arap, Ezidi, Alevi, Ermeni haklarıyla dayanışmak, halkların barış içinde özgürce yaşama hakkını savunmak için,
 
“Heteroseksist, ataerkil, erkek egemen gericiliğin LGB travesti İ ve kadın katliamlarını durdurmak için,
 
“LGBTİ intiharları politiktir, #FailiDevlet demek için,
 
“Halkların arasındaki mezhep çatışmalarını kışkırtanlara karşı,  halkların kardeşlik ve barış taleplerini haykırmak için,
 
“Şengal, Rojava, Kobane, Filistin başta olmak üzere Ortadoğu haklarına yönelik geliştirilen katliamlara, Kürt halkının devrimini boğmak isteyen emperyalist ve işbirlikçilerine, kimi emperyalist güçlerin ve AKP’nin destekleyip mazlum halkların üzerine sürdüğü çetelerin uyguladığı vahşete dur demek için 1 Eylül’de ülkenin dört bir yanında düzenlenen yürüyüşlerde, eylemlerde, mitinglerde buluşalım.”

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti , herkes transfobilerini bir kez daha sorgulamalı

Seks işçisi dönük ahlakçı ve transfobik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Diyarbakır’da travestiler linç edilmek istendi. 20-30 kişilik bir grup zorla trans kadınların evlerine girmek istedi. Translar linç edilmekten kıl payı kurtuldu.
“Saldırganlar transların evlerine girmeye çalıştı”
“Ofis’te trans kadınların kaldığı bir evin kapısı gece 2 buçuk sularında çalınıyor. Kızlar kapıyı açtıklarında tanımadıkları bir adam, bir isim soruyor. Kızlar da o ismin orada olmadığını söyleyip adamı yolluyorlar. Meğer bu adam kızların o gece evde olup olmadığını öğrenmek için gelmiş. 15 dakika geçmeden 20-30 kişilik bir grup evin önünde toplanarak kapıyı zorluyor. Bir kısmı da apartmana girerek; iç kapıyı yumruklamaya başlıyor. İçeri girmeye çalışıyorlar.”

Esnaf da organize saldırılara ortak
Öykü, saldırganların çoğunu daha önceden tanımadıklarını ancak aralarında civardaki esnaftan kişilerin de olduğunu söylüyor. travesti  saldırı esnasında polise haber veriyor. Diyarbakır Emniyet’i çok az polis göndermekle yetiniyor. Polisin saldırganlara müdahale edememesi üzerine; translar takviye ekip istiyor. Gecenin sonunda saldırgan grup bir şekilde dağılıyor. Ancak grubun bir kısmı hızını alamayıp trans kadınların yaşadığı diğer evlerin de kapılarını çalıyor, tehdit ediyor.

Öykü, bu saldırıların planlı ve organize bir şekilde yapıldığını söylüyor: “Travesti yaşadıkları evler önceden tespit edilmiş. Bu saldırılar çok organize. Biz şu anda çok tedirginiz.”

“Geylerle sorunumuz yok, işi ticarete dökmesinler!”
Saldırının ertesi günü civardaki esnafla görüşen Hebun LGBT aktivistleri, saldırının seks işçiliğine dönük ahlakçı bir saldırı olduğunu düşünüyor. Öykü’nün aktardığına göre civardaki esnaf, “Herkesin yaşamı kendine. Bizim geylerle, travestilerle sorunumuz yok. İstedikleri gibi yaşasınlar. Ama işi ticarete döktüler mi istemiyoruz. Buralarda öyle şeyler istemiyoruz” diyor.

“Saldırılardaki artışın sebebi muhafazakarlaşma”
Seks işçisi trans kadınlara dönük saldırılar özellikle son dönemde artmış durumda. Pembe Hayat LGBTİ’den trans aktivist Buse Kılıçkaya bu artışın sebebinin muhafazakarlaşma olduğunu söylüyor.

Tarlabaşı, Harbiye, Mersin ve Diyarbakır’daki saldırıları değerlendiren Kılıçkaya, “Sağ ya da sol fark etmeksizin siyasete hakim olmuş bir muhafazakarlaşma ve ahlakçılık söz konusu. Bu ahlakçı ve muhafazakar yapıların politikaları nefret saldırılarını besliyor. Özellikle trans seks işçilerinin metropoller dışındaki yerlerde de kendilerini göstermeleri, görünür olmalarıyla birlikte bu saldırılar da iyice görünür oldu” diyor.

“Nefrete karşı herkes kendini sorgulamalı”
Sistemin kendinden olmayanı öldürmek, yaşam hakkı tanımamak üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kılıçkaya ekliyor:

“Bütün bu nefret sisteminde, bu toplumsal yapıda saldırıların olmasının önüne geçmek ancak ve ancak ahlakçı politikaları bırakmakla olur. Seks işçisi trans kadınlar hem bu seks işçiliğine karşı ahlakçı saldırılardan hem de transfobiden nasibini alıyor. İkili bir yok etme yöntemi uygulanıyor. Her iki saldırıya karşı da; nefret ve linç kültürünü yok edecek politikalar lazım. Bu noktada da sağ veya sol demeksizin bütün siyasi partiler kendilerini, ahlakçılıklarını ve transfobilerini bir kez daha sorgulamalı.”

İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın